21 Eylül 2012 Cuma

Hayat Erkeği ile ropörtaj (arşivden)


Hayat Erkeği, 1999 krizine kadar başka bir adla mutsuz bir hayat yaşamış, kriz zamanı Hayati Erkeçi olan adını mahkemeye başvurarak değiştirmiştir. 2003 krizinde tadilat nedeniyle gittiği ucuzluk sürecinde bit pazarında anılarını satarak köşe, aklına geleni attırdığı Twitter'da tık manyaa, kendi anılarıyla önce kendisi coştuğu için de osbir bağımlısı olmuştur.

Sürü psikolojisinden nefret eden Hayati evden kaçmış, geri dönmeyip, halkın arasında gidip gelerek yalama olduğundan kendini İstanbul'da kazığa bağlamıştır. Fazla uzağa gidemeyen Hayati, sabahları ofisoğlanlığı, öğlenleri blog yazarlığı yapmakta, akşamları evsahibi saklambaç oynayıp, geceleri Late Night Parizien Pavyon'unda Şarlo kılığında striptiz yapmaktadır. Bir gece sarhoş kafayla "hayat bana neden koyuyosun" adlı şarkısını mırıldanırken kulak misafiri olan Serdar Ortaç'a bestesini kaptırmış, bu ona daha da koymuştur. Çünkü misafir diye ağırladığı Ortaç hem şarkısını hem anılarını çalmıştır. Ama olsundur. İçinden hep söylediği gibi onun adı Tosundur ve okuyana kosundur.

Hayati okkalı ve cukkalı küfürvari sözcükleri serptiği blog tarlasından geçen koyunlardan koyun vergisi almakta, vergi ödemeye yanaşmayan kurtları hemen kapmaktadır. Dilinden korkanlara doğal olarak hayret etmektedir. Çünkü Ona göre "g.t ve s.k" organlarımızın tıbbi lakabıdır. Feriştah’ın iştahını açan Hayatirkee, osbir çekmediği zamanlarda boş kalan parmaklarıyla hayat hakkında derin yorumlarda bulunup bizleri şaşırtmaktadır. Ne? O 10 parmak klavye bilmez mi? Aman Tanrım yoksa... yoksa o cümleleri jetskiyle mi yazmıştır?

1-Biliyorsunuz 2010 yılında büyük sorunlar yaşadık ülkecek. Gündem aşağı yukarı karamsardı. Ben de genel bi sorunumuza değinip görüşlerinizi alacağım. Kilodun araya sıkışması problemi nolacak hocam? Yok mu bi çaresi?

Madem sürekli araya sıkışıyor, kilodu çıkarıp sorunu çözelim. Hatta bundan sonrada hiç giymeyelim. Zaten varla yok arasında bir şey.


2-Patenti sana ait bir küfrün var mı? Küfür için idman yapar mısın? Tekniği var mı? Gelişine mi vuruyorsun? 90'a çakmayı nasıl beceriyorsun? (Dur bi dakka önlem aliim, sen konuş ben dııııııııııt'a basıyorum)


Yok ya öyle küfür için de antreman yapacaksam, öliyim sizde bende kurtulayım daha iyi. Ayrıca artık o makineye basıp durma, bozucan masraf olacak.


3-Sahneye çıksan Huysuz Virjin olur muydu senden? Senden ne olur sahi?


Sahneyi sevmiyorum, arkada işler çevirmek bana daha iyi geliyor. Kendimi her başarılı erkeğin arkasındaki ibne gibi görüyorum.


4-Paranın a.q.bilseydin ne yapardın? Çalıştır libidonu:)

Bele kuvvet deyip, prezervartif kullanmadan gece gündüz ammına koyar dururdum. Malumunuz hepimiz parasızız çoğaltmak lazım.


5-Osbir dışında ne gibi tatmin yolları var? 31'e kadar sayı saymayı bilmeyenler ne yapar? Tatmin edici bi soru olduysa ohhhhhhhh de anlarım:P

Valla osbir dışında henüz tatmin yolum yok. Bazen saksafon çalıyorum, ama herkesin saksafonunu ağzıma almadığım için oda pek olmuyor hatta ay'da güneş'te bir saksafon çalıyorum diyebilirim.


6-Lan şunu bi yataa atsaydım dediğin biri var mı koçum? Çekinme nası olsa atamyıcaan:P

Enrique Iglesis var. Şaka falan değil cidden aklımda o var. Zaten o adamı gördüğüm zaman Allahın bana çok çok büyük haksızlık ettiğini düşünüyorum. Ama Allahın benim için de, başka bi planı olduğuna inandığımdan ses etmiyorum. Bakalım planı neymiş, bekleyip görücez.


7-Fazla osbirin zararları neler? Bu konuda tez yazabilir misin?


Fazla osbirden dolayı bi ara, s.kimin derisi soyulur gibi olmuştu, ama onun dışında bir şey yok. Bide osbir çektikten sonra s.kim iyice hayata küsüyor, böyle nerdeyse içine kaçıyor. O zamanlar s.kim ortadan kaybolduğu için bende hayata küsüyorum, yemekten, sütten kesiliyorum. Bide ben osbir çekmeye planlı başlamadığım için hooop bi anda asılıveriyorum. Tabii asılırken yanımda peçete ve bilumum şeyler olmadığı için etrafı bayaa kirletiyorum. Sonrasında temizlik çok uğraştırıyor. Bu durumun önüne veya arkasına geçmek için, bu işi de planlı yapılmasını salık veriyorum.


8-Seni neyle kandırabilirler?

İçten bir bakış, sıcak bi öpücük veya samimi bir sözle rahat kandırılıp g.tü parmaklanabilen biriyim. Yeterki kandırıldığımı çaktırmayın, eğer çakarsam varya, o kişinin anasını avradını s.kerim ve benden sonra kimse s.kemesin diye anasının a.ına ( ay pardon vajisına diyecektim elimden kaçtı) beton dökerim.


9-Yanlış anlar mısın? (Hayır anlıyorsan sana bi yanlış söyleyeceğim) Neyi yanlış anlayabiliten var?

Valla çok salak biri olduğum için (bknz: saf değil salak) her şeyi yanlış anlayabilirim. Hatta anladığım yetmezmiş gibi, dinlemeden bilmeden kavgasını bile ederim.


10-Marifet: kaldırabilmek mi indirebilmek mi?

Marifet kandırabilmektir.


11-Şimdi içine bakıcaaz:

İçime bakman için sanırım, başını götüme sokman lazım.


12-Bi gün mutlaka alacağın şey ne?

Alabilir miyim bilmiyorum ama, bi evim olmasını çok istiyorum. Sobalı falanda olsa olur. Yeterki başımı sokucak bana ait bi evim olsun.


13-Alınca acı çekmekten korkmayacağın şey ne olabilir?

Enrigue Iglesis 'in s.ki.

14-Hayatında gördüğün en büyük şey ne?

Ya bi rus gay porno yıldızı vardı, gördüğüm en büyük "şey" onunkiydi. Adamın ismini şimdilik hatırlıyamadım. Sana zahmet sen bul, soyadı muhtar falandı sanırsam.

15-Görünce noldu?

Noolcak dilim tutuldu. dil atmaya kalkışsam boğulur ölürüm diye düşündüm. Mübarek yarrak değil, adamın 3üncü bacağı gibi bi şeydi.

16-Bir kalıp sabunla naapabilirsin?

Patatiiiizzz baskı falan yaparım her halde.


17-Porno için mi sanat için mi soyunursun?

Parayı bastıran herkes için soyunurum.


18-Noktalı yerlere attır: (ay hiç attırmadım)


.....başımı çıktığım yere.......... sokasım var.


Göbekli olsun .......ne olursa olsun...............................

......paranın..............'ın kalını makbuldür. Hayır yani .......ihtiyacım...........için.

Kestaneyi çizdirmek ...........iyi pişmesini falan filan sağlar. Buda ..kutuplarda aşk yaşamaya......benzer.

İyi ki ........az..................mışım yoksa harbiden hayat erkeği olurdum lan!


19-Gay barda ne yapılmaz?

Kişiye bağlı. Sıçmadığı müddetçe her şey yapılabilir.


20-Sanal sohbette birini tanımak için soracağın en güzel soru dizisi ne?

Sanal da konuşmayı sevmiyorum. Ordaki konuşmalar çok gereksiz geliyor bana. Fikir paylaşımı, bir konu hakkında tartışma olursa severim, yaparım. Yoksa tanışmak için falan sanalı sevmiyorum. Çünkü insanlar sanalda olmak istedikleri gibi davranıyorlar, oldukları gibi değil.


26-Ne tür erkeklere kıl olursun?


Eskiden olsa, kırıtkan olanlara kıl olurdum. Ama artık erkeği bırak kadınlara bile kıl olmuyorum. Sanırım yaşlanmanın işaretleri bunlar. :((( bak dertlendim şimdi.


22-Alt kattaki evsahibi teyze Cinderella'nın meleği olsa, senin için ne yapsa beğenirsin külkediciği?


valla kadın daha ne yapsın, bi beni doğurmadığı kaldı. Ay ölürüm ben ona. Canımdır o canım.


23-Canın sıkılınca ne yaparsın? Yaptıktan sonra geçer mi onu yaptığın için canın daha da mı sıkılır?


uyuya kalmak için osbir çekerim.


24-Geleceğinle hesaplaştın mı? (Ne o öyle geçmişinle hesaplaştın mı geyiği:P) Bahşiş bırakacak mısın? Beklentin ne?

Ne geçmiş ne gelecek hiç biri şu an sikimde bile değil. Ama anlık şalterlerim attığı zaman ikisinede saydırmaktan geri kalmıyorum.


25-Sence "pornoval" ne demektir? Bizi öyle bi kelime olduğuna inandır. Ne? Yoksa öyle bi kelime hakkaten var mı?

Pornoval: Porno yıldızlarının her yıl, dünyanın belli bir yerinde toplanıp kutladıkları festivale denir. Bu yılki pornoval, amerika'nın bi ilçesinde kutlanacak. Ana teması "at sikine konmuş kelebek etkisi" adını taşıyor. Festivale monika lewinsiki, bill klindon, arnold şalvarlagezer, corc puşt, julia roberts cafee, johny köküne kadar deeple, tom kro'z, bırus bitlis, nicole kid-man ve kılı bill katılacak. Ben de şeref konuğu olarak katılacağım.

20 Eylül 2012 Perşembe

Şiirler, kitaplar, filmler

Müjdeler olsun! Gerçi size giren çıkan yok bana müjde ama neyyyssse... Şiir yazmaya başladım yeniden. Nerede yazıyorum: bir edebiyat sitesinde. Ama oradaki şiirleri sizlerle paylaşmayayım şimdi.

Ayfer Tunç'un "Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek" bitti. İhsan Oktay Anar'ın son romanı "Yedinci Gün"e geçtim. Tarih okumayı sevmem ama tarihi roman okumaya bayılırım. Tabii Anar bu anlamda edebiyat çevrelerinde tartışmalı bir isim. Çünkü onunki kurgusal tarih. Tarihi roman demişken Amin Maulof'u sevdiğimi de belirtmiş olayım.

The Walking Dead'in 3. sezonuna yaklaşırken teaserları da yayımlandı nihayet. Çok özledim. Game of Thrones da başlasın yaaa. Ama daha çok var. Bu yıl kendime yeni dizi olarak Kayıp Şehir ve Veda'yı seçtim. Kuzey ve Güney zaten favorim. Zayıf Kuzey her ne kadar çok kıro da gözükse Cemre ve annesi bana yetiyor. O değil de dünkü bölümün başında Güney'le kavga eden Barış'ın g.t neydi öyle:D Beyaz bir pantolon giymişti üzerine oturan. Ekranı dondurası geliyordu insanın. Heey yoksa siz izlemiyor musunuz Kuzey ve Güney'i?

Bu arada geçmişte diğer blogumdayken yaptığım ropörtajları yayınlamamı ister misiniz? Aralarında X-coach ve Hayat Erkeği de var.

18 Eylül 2012 Salı

Kazu'nun Dağınık Yatak'ı


Bazı filmler niye kavrar bu kadar insanı? Elbetteki zülfiyare dokunan bir yanı olmalı.

Aşk Tesadüfleri Sever
Babam ve Oğlum
Issız Adam

Bu fimlerde az çok anne/babamla olan ilişkilerimi sorguladığım, söylemediklerimi söyledikleri ya da tam da benim gibi kırmaktan korkarak hayattaki tutkularından vazgeçtikleri için bu denli yoğun empati kurdum. Ve bu nedenle her izlediğimde ağladım.

Sadakatsiz (Unfaithfull)
Nothing Hill
İç Çamaşır (A Walk On The Moon)
Ölesiye (Damage)
Tutku Oyunları (Little Children)

Hiç kuşkusuz partnerimle olan ilişkimi sorguladığım sahneler dokunmuş olmalı. Kendimle yüzleşme anları ürküttü ve sarstı bu denli. Yanlış kişiye duyulan aşk, tutkunun esareti altına girip çıkmak, pişmanlık denizlerinde yüzmek... hepsi var.

Dağınık Yatak
Özel Bir Kadın (Pretty Women)
Ölü Ozanlar Derneği (Dead Poets Sociecty)

Kaybolan masumiyetime birer ağıttılar.

Hayalet (Ghost)
Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind)
Bugün Aslında Dündü (Groundhog Day)

Filmleri ise "zamanı değiştirme şansım olsaydı ne olurdu" sorusuna içimdeki cevap arayışlara karşılık gelmiş olsa gerek.

Mine
Kırık Bir Aşk Hikayesi
Gramofon Avrat

Bu filmler taşra sıkıntısını ve ötekileştirmeyi ne de güzel dile getirir. Köşeye sıkıştırılmış olan kalbim bir sıkımlık serçe bedeni gibi oluverir.

Not: Dağınık Yatak, Murathan Mungan ın bir şiiridir, aynı adı taşıyan Müjde Ar ın baş rolünde oynadığı Atıf Yılmaz filmi, filmin senaryosu da Murathan Mungan tarafından yazılmıştır. Aynı adlı filmde lokanta sahnesinde servis yapan garson, Murathan Mungan'ın kendisidir.

kim geri verebilir bana
harcadığım gençliğimi
dağınık yatağım
mutsuz yatağım
onardın mı yüreğimi

sevginin gücünü
görmeyen gözler
gecikmiş yaşlarını döker
öyle bir an gelir ki
sevişmek ölmeye benzer
dağınık yatağım
mutsuz yatağım seni artık
yalnızlık bekler.

İsmail cocukken güvercinlerini iki kez harclik ugruna satmis, ama güvercinler tekrar eve dönmüstür. Ücüncü kez satildiklarinda ise sevilmediklerini sezen güvercinler bir daha asla eve dönmemislerdir. Bu yüzden gökyüzüne bakamayan ismail, kendini hep suclu hisseder.
Benli Meryem "Artik gökyüzüne serbestce bakabilirsin İsmail. Güvercinleri bir daha görmeyeceksin" der, yoluna devam ederken şiir ve şarkı devreye girer. (Mutlaka izlenmeli) 

17 Eylül 2012 Pazartesi

Meğer boşuna yeşillenmişim


Yeşil'i hatırlarsınız şu yazımdan. Ramazan boyunca görüşmemiştik. Aramadığımdan yakınırdı arada konuştuğumuzda. Oysa ramazanda kepenk kapattığımı, onun da kapattığını biliyorduk. Geçenlerde yolda karşılaştık.

Yine önce hesap sordu. Telefon numarası cep telefonum tamirdeyken silinmişti onu anlattım. Sitem etti ama ne yapabilirim ki? Yine onunla irtibata geçmeye çalışan da ben olmuştum sonuçta. Telini kaybedince bana attığı mesaja "arkadaşım cep telefonum tamirdeyken numaralar silindi kendini tanıtır mısın?" diye medenice sormuştum. Bunu küsmek için bahane etmiş. Neyse laf lafı açtı: beyefendi ramazanda Kıbrıs'a gitmiş. Oraya gitmeden önce de birini ayarlamış ve bi güzel sevişmiş bana bunları anlattı. Çocuk aşık olmuş hatta da bu ben istemiyorum demiş falan filan... Ben onu daha özel bir yere koymuştum kafamda. Bu kadar rahatlıkla anlatmasına içerledim ama nedense tepkimi göstermedim. Meğer bunca zaman boşuna yeşillenmişim.

Böyle olunca yeni ufuklara yelken açtım. E bulmakta zorlandığım da söylenemez. Ayrıntıları daha sonra anlatacağım.

Haa bu arada cuma akşamı 1gecelik bir şey de yaşadım ama yaşanmak denirse. 1,90 boyundaki evli 42 yaşındaki abimiz 2 saatlik meydan muharebesinde süngü takamadı. Öpüşmeyi ağza dudağını dayamak sananlar için biri sevabına bi kurs açar mı arkadaşlar? :DD Ölü balıkla sek sek oynarken evcil köpeği(dili) her tarafımızı yalayarak kışa hazırlık temizliği yaptı. Benim süngüm olmasa hali haraptı:)) Napalım, fazlasını ummak kabahatti.

13 Eylül 2012 Perşembe

Anasına bak kızını al, resmine bak KAZU'yu al:PP

Gay Pandam, geçenlerde bir kişilik analizi için bizden bir resim ve çerçevesini tanımlamamızı istemişti. Yazdım gönderdim ve gelen yorumu ağzım açık okudum. % 90 doğru tespit. Sizlerle paylaşıyorum:


KAZUCAN'IN RESMİ:
"resmi parça parça ortaya çıkartayım. çok karmaşık bir resim. sürreal öğeler var. bir dali tablosu gibi. mesela rengarenk kelebekler var.olmazsa olmaz gün batımı ve tombul rönesans melekleri var. renkler çok
ama çok canlı ve hepsi de sıcak renkler. hatta gökkuşağı var. dur bakayım bir zürafa yavrusu ve zebra da var. boynuzlu ve kanatlı at var. kuğular var. yüzdükleri su çok ama çok sakin. ve koyu siyah değil. turkuaz yeşili. sazlar var. suyun bittiği yerde rengarenk çiçekler... sanırım tamamı gelincik çiçeklerin. suyun içinde acaip balıklar. altın rengi... çıplak bir erkek var suda kasık çizgisine kadar. göğüs kasları çok belirgin ve kılsız. saçları uzun ve elleri saçlarının arasında. diğer yandan kıyıdan ona bakan bir kız var. beyaz
bir elbise ve beyaz hasır şapka giymiş. pembe kuşağı var belinde ve şapkasında. su durgun olmasına bu kurdelalar uçuşuyor. resimdeki olumlu havaya tezat olan tek şey cennetteki elma ağacı. kıpkırmızı
elmanın yanından yılın görünüyor. tablonun çerçevesi ahşabın üzerine tuval bezi kaplanmış ve resim
çerçeve içinde bitmeyip dışına taşarak devam ediyor. üçboyut havası var. "

ANALİZ:
senin yazını da gönderdim kazucanım ona göre napmış bu deme ;)

"öncelikle resmi parça parça anlatmak ne demek ya? hayatındaki bütünlüğü sorguladım bi an. yani sanki tüm yaşadıklarını sen parçalıyomuşsun hepsinin ayrı yeri var ayrı zamanı var gibi geldi ilk olarak söylemek gerekirse. yani 2 tane parça bi araya gelmiyo getirtmiyosun ya da getirmicek şekilde ayarlıyosun sanki ;) resim dediğim olay senin içini yansıtan istediğin birşeyi tanımlayan bi kelime sadece. yani resim içini anlatıcak biraz ;) karmaşıklıktan kasıtla içinin kendinin de karmaşıklığını ortaya koydun. kişinin seçtiği kelimeler bile kendisini anlatır ya seni anlatan kelime resim aslında karmaşık. belki parça parça düşünmen yaşaman ya da yaşıyo olman bunun bi sonucu olabilir ya da karmaşıklığının sonucu parça parça yaşaman düşünmen olabilir. bu ikisi kısır döngüyü de oluşturabilir hayatında ;) sürrealden kasıt daha konduramadığın netleştiremediğin bazı düşüncelerin kendinle alakalı durumların varlığını gösteriyo. tamam başka bir sürü şey var fakat sürreal neden niye? aklına öyle geldiği için diyebilirsin ama herkesin aklına herşey bi anda gelmez ;) sürreallikle anladığın ne çok dallandırmıyorum ama hayatında olup biten kendi içinde de yaşadığın belirsizlikleri ya da belirli olmasını istemediğin şeyleri burda ortaya çıkartmışsın. ama hala belirsiz senin için. var ama belirsiz. biraz da abartı şeyler var sanki. sürreal dediğin şeyler senin için abartı şeyler de olabilir. hayatında abartı ne kadar vardır bilemem ama sevdiğin ortada yavrum ;) rengarenk kelebekler senin için neyi simgeliyo çok çözemedim ama bu etrafındaki kişilerin sende bıraktığı iz olabilir diye düşünüyorum. gelip geçici kısa ömürlü ama hayatını renklendiren ufak ve kısa hayatlar. bunlar senin içinde bi yere sahip anladığım kadarıyla. bu kısa durumların etkileri hayatında ve kendi içinde rengarenk hissettiriyo sana ama kelebek olarak tanımlaman da bunların kısa ve küçük zevkler mutluluklar olarak kendinde yer ettiğini gösteriyo. olmazsa olmaz gün batımı...bitişini ya da herhangi bişeyin biteceğini mi görüyosun. o yüzden mi kelebekler var? ya da aslında bittiğini bildiğin için belki de çok geç olduğunu düşündüğün için gün batımı var. ama olaya şurdan bakarsak olmazsa olmaz demişsin. olmazsa olmaz diyosun da her daim kendi içinde bişeylerin ömrünü çoktan biçmiş oluyosun. kendi içinde kendi düşüncelerinde ne olursa olsun herşeyin bi bitişi var diyosun. bence bu bitiş yani olmazsa olmaz gün batımı daha önceki zamanlarda yaşanan bişeymiş gibime geliyo ve bunun sonucunda herşeyin sana göre bi bitişi veya bitmesi gerektiği gibi bi düşünce beliriyo kafanda.

tombul rönesans melekleri genelde çocuk ya da bebek melekler olmaz mı? yani ben öyle biliyom :D genelde tombul melek ve rönesans diyince aklıma onlar geldi bi an :D çocuk ya da bebek gibi bi durum falan mı var?? çocuk ya da bebek isteği falan mı var? yok mu yanına yakışır bi baba adayı?? gerçi çok feci sallıyo olabilirm ama bi çocuk isteği sevdası uyanmış bayadır ama du bakalım. neyse devam bakalım. renkler sıcak iyi güzel. bunu da analiz etmeyeyim istersen gönlün şen pek hoş taraflar da var ama işte yukarda yazdığım şeylerde var ama ;) atı eşeği geçiyorum hayvanlar alemini bi kahve falı bakar orda da anlatırım ben sana ;) masalsı şeyler karıştırmışsın içine :D valla tek boynuzlunun anlamını pek bilmiyom fazla da yoramadım bişeye ama genel anlamda çok fazla farklılık var içinde. gerçek ögelerle kendine bi masal yaratıyosun ya helal ;) hayvanları geçtim ama su olması güzel bişey. suyun o saflığını kendi içine görebiliyosun bence ki var da ;) ama o saflığı da hiç bişey bozamıyo gibi ha? kuğular orda olmasına rağmen su çok sakin. güzel güzeee l ;) gelelim gelincik çiçeğine az bi baktım da çiçek için dünü var bugünü var ama geleceği yok diyollar :D benden sylemesi. sende öyle düşünüyomusun kendi hakkın da bilmiyorum ama ciddi olmasa da biraz var sanki ha? gerçi gelecekle alakası olmasa da bi gün batımı olmalı ya da olucak senin tabirinle ama du bakalım. kendinle ilgili övündüğün daha doğrusu saflığınla iyi haline övündüğün durumlar var gibi. nasıııı dediğini duyuyorum ama tam olarak ben de açıklayamıyorum bu durumu. yani iyi hal olarak saflığının seni kurtardığı durumlar mı oldu daha önce bilemiyorum ama hatırladığın ve kendi içinde baş köeşeye koyduğun bi durum/durumlar bu sanki ;)

geldik kadın erkek olayına. bi kere beni kıllandıran durum şu ki erkeğin kasık bölgesine kadar suda olması erkeğin dış grünüş olarak tamam çekici olması ama cinsel anlamda accık durağanlıklar olması anlamına mı gelmeli yoksa muhafazakarım anam bakmam öle çüke dicke durumları mı o konuda karar veremedim :D erkeğin tarifi tamam fantezik bişi onu da öyle geçiyorum ama kadının erkeğe bakması falan sanki kadının erkeğe ulaşamaması ya da onu engelleyen bi durum var gibi. onu gözlüyo ama  pek bişey olmayacağını da biliyo ama vazgeçmiyo gibi de. kızın uçuşan kurdeleleri onun biraz da kendi içinde sana göre daha bi karmaşada daha bi hırçınlıkta olduğunu gösteriyo. durduramadığı bişey var ama kendiyle alakalı çözemedim. bu belirgin bi kişi mi bilmiyorum ama hayatında ve sende içinde yer etmiş bi insan olduğu belli ;) cennetteki elma ağacı derken?? yılan da var demişsin yanlış anlamadıysam. yasaklanmış elma ağacı ve yılan ilk günahı simgeler. senin içinde bu durum kadın erkek ve ilk günah olayı mı? yani içselleştirdiğin ve günah olarak görüp de eskisi gibi olamayacağını düşündüğün bi durum mu söz konusu sanki. belki de tüm içsel düşüncelerin bu günahın sonucu ya da içsel düşüncelerin sonrası bu günah işlendi bilmiyorum. yani günah dediğime bakma afaroz ettirtmicem seni :D yavru herşeyin anlamı açık aslında yüklenmiş anlamları açık. kendini bazı şeyler için cezalandırıyosun sanki ama bi taraftan da kendini koruyosun

çerçeve ise dışın olarak yani etraftan çevreden karşındaki kişinin seni gördüğündeki düşüncesi. insanlara ne aşılıyosun hesabı. çerçeven de resmin kadar orjinal yavrum tebrik ediyorum ;) valla iç dünyanı düşüncelerini çatışmalarını dışında da aktarabiliyosun ama işte bunu iyi yanı olduğu gibi kötü yanı da var sanki ha? tamam için dışın bir ya da insanlara ne hissettiğini rahatça gösterebiliyosun ama kendine hissettiklerine bi sınır koymuyosun ve bu da seni davranışlarını oluşturuyo ya da etkiliyo diyelim ;) sınırın ise tuval kadar ama senin için belirgin değil ve hiç de öyle olmıcak galiba. üç boyutlu hava verme işlemini de error vererek söylüyorum ki hiç bi fikrim yok :D

yavrum bu analiz ebeminkini tersten gösterdi. iç dünyanı bildiğin kusmuşsun tebrikler. kafam beynim patladı ve götüm de 2ye ayrıldı :D şaka bi yana yavrum analiz dedik ama doruluk payı yoktur söyliyim yani kendimce yorum yaptım bi iddaam yok yani. haaa doğrluk payı falan vardır ozaman bi reklamımı yaparsın ha? komisyon veririm bak :D neyse çocum cidden elimden geldiğince yorumlamaya çalıştım. olduğu kadar artık.

bu arada ben de bi analiz isterim ;)

saygılar operadakikazuağğbi ;)"

10 Eylül 2012 Pazartesi

Farklı olmazsam ölürüm


Lacivert takımımın içine beyaz gömleğimi giyiyorum. Lacivert ince kravatımı takıyorum özenle. Kravatın üzerinde sadece 5 parmak kalınlığında kırmızı-beyaz-lacivert (En sevdiğim kombinasyon) ince çizgiler var verevlemesine. Pantolon askımı takıyorum. O da beyaz üzerine kırmızı ve lacivert çizgili. Tipik Amerikan özel dedektiflerine benziyorum. Saçlarımın yanları ve arkası kısa, üstler uzun. Ruganlarımı da giyip keyifle fırlıyorum sokağa. İşyerine geliyorum. Hem utanıyorum hem farkedilmek istiyorum. Arada şaklatıyorum askılarımı. Gülerek bakıyorlar. Hetoro bir arkadaşın ağzından şu sözler dökülüyor gayriihtiyari: senden bir tane daha olsa...

Derin derin düşünüyorum. Elbette egom tavan yapıyor. Şımarıklaşıyorum. Tam yarı yaşımda yanımda çalışan elemanım var. Tarzıma şaşıyor. Özenli giyimine karşın sıradanlığı yırtmak istemiyor. Bense böyle küçücük farklılıklarla hayatın sıradanlığını kırmak için deli oluyorum. Genç olup da teknolojiye/kitaba/filmlere daha da özeti bilgiye arkasını dönenlere kızgınım. Affedemiyorum. Yüzeysellik hep kabusumdur ve kendimde bulduğum kusur. Bunu başkasında görmek kanatıyor sanırım yaramı. Evet ne kadar çok yönlü olsam da yüzeysel kaldığım hissi yakamı bırakmıyor.
................................

Chris Evans'ın PUNCTURE filmini izledim haftasonu aklımdan çıkmıyor. Serseri yaaa... Kirli sakal da yakışıyor ite. Gucci reklamlarının gediklisi. Lan yemeden yanında yatarım ben bunun. (Yatabilir miyim? :S)

6 Eylül 2012 Perşembe

Aşk hakkında bir sorucuk


Soruya geçmeden önce şu fotoğrafı açıklayayım dedim. Amca, GQ dergisi tarafından yılın erkeği seçildi de... Olgun ama zeksüymüş lan bayaa... Bu diziyi izlemiştim biraz sonra boşladım. Tekrar izlesem miküne?

Kim tavsiye etti de indirdim acaba "just question of love" daha doğrusu "juste une question d'Amour" filmini? Come out olmayla ilgili derdi olan bi film. Müzikler de iyiydi çocuklar da... Tavsiye ederim. (Sadece ingilizce altyazısı var ama)

Filmin afişi:

Konusu:
Laurent ziraat fakültesi son sınıfta öğrencidir. Ailesi yakın bir kasabada yaşamaktadır. Eczacı babası ve şefkatli annesine karşı yeni kabul ettiği kimliğini saklamıştır. Kız arkadaşı ile ailesine haftasonu ziyaretleri yapmakta ve onlara layık evladı oynamaktadır. Oysa okuduğu şehirde kız arkadaşıyla kaldıkları evde yanyana bile yatmamaktadırlar. Korktuğu şey büyüktür. Kuzeni gay olduğunu açıklamış, ailesinin kabulüne fırsat ve zaman vermeden sevgilisiyle vietnama gitmiş, orada hepatit olmuş ve aile ise onu AIDS olmakla suçlamıştır. Daha sonrea da evden atmış, ölünce de ardından kahrolmuşlardır. Teyzesi ve eniştesinin hali içler acısıdır.
Bu korkulu gizlenme ve sevgili arayışı tam da mezuniyete yakınken, okula yeni gelen asistan Cedric ile yepyeni bir başlangıca taşınır. Yaz stajını yanında yaparken ilk açılışlar, ilk dokunuşlarla başlayan gay life ertesi sabah Cedric’in annesinin yatak odası kapısını açmasıyla daha da ilginçleşir. Emma oğlunu kabul etmiş dul bir evhanımıdır. Hayattaki son kalesi Cedric’i kaybetmemek için onun herşeyine tahammül etmektedir. Cedric, Laurent’in ailesine de açılması için onu zorlar. Oysa daha o bu hayatı yeni tanımaktadır. Evet zaman hiç bir şeye müsaade etmemektedir…

Sankim yaz bana girdi:P


Yaz ne çabuk bitti yine yaaa:( Bu hissi duyduğum an hep içim cız eder. Hakkını veremedim yazın. Tamam 3 kere tatile gittim ama kastettiğim bu değil aslında. Cumartesi pazarları dışarıda geçiremedim ya tembellikten ya işten güçten. 4 havuzu olan bi sitede yaşayıp sadece 1 kere (o da geçen hafta) havuza girmek ironik di mi?

Diğer yandan bu geçişler (ilkbahar ve sonbahar) bende yaratıcılığımı tetikleyici bir rol de oynar. Bu anlamda da severim. Zaten mevsimler arasında çok da seçim yapamıyorum bu yüzden.

Çok kilo aldım. Ramazandan çıktım diye oldu sanırım. E bi de 5* otelde semirme klasiği... Son gün menümü azaltsam da kilo almadan edemedim. E bunun üstüne anne yemeklerine de kavuşunca... Şimdi diyet ve spora başladım hafiften. Bir de bol bol su içmece. (Bu arada Bozcaada tatilimi yine en güzel şekilde geçirdim: bir kedi ve bir köpek yavrusuyla. Terapi seansı gibi. Sanki SPA'ya gittim de liflerimi attılar. Onlar da sevildiklerini anladıklarından peşimden ayrılmadılar)

Nermin Bezmen'in Kurt Seyt&Şura ve Kurt Seyt&Murka'sı acaip sardı beni. Elimden düşüremiyorum. 2. Kitabın son 40 sayfasındayım. Bitince boşluk yaratacak. Tavsiye ederim. Biyografik romanları severim zaten.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Mimdir git! (İNCİR ÇEKİRDEKLERİ)

Eveet Marjinal Kezban'ın mimi sona erdiğine göre yeni bi mim üretmek, konu bulmakta kabızlık çeken, ay bugün de bişi yazamadım elalem çatır çatır yazıyo a.q. diye vahlayan bulogırlarımıza bir serap yaşatarak gözlerini yaşartmak boynumun borcudur.

Efenim mimimiz çok basit. Amacı da geçmişimize gülüp kendimizle dalga geçebilmek, büyük bi olgunlukla gocunmadan arkadaşlarımızla paylaşmak. Mademki insanı alienslardan ayıran özelliği hatalarından ders alabilmektir o halde hemen koyulalım derim işe, ne dersiniz?

Öööle maddeler halinde soru yok. Tek soru var

"Geçmişte ciddi ciddi üzüldüğünüz, şu an gülüp geçtiğiniz incir çekirdeklerini yazınız!Miminizi ilgili/ilgisiz görsellerle ve kenar süsüyle süsleyiniz.Üç kişiye paslayınız." Ha bi de mimlenen yazısında Kazu şööle iyidir, bööle iyidir filan atıp tutsun hakkımda:)

Nedir bunlar hemen kendimden örnek veriim. Önce malı görelim diyenlere ahan da buyrun:


1- Sertap Erener'le Levent Yüksel ayrıldıklarını açıkladıklarında bayaa üzülmüştüm. Sonradan ne kadar isabetli bi karar olduğunu anladık gerçi ama ne biliim yakıştırıyordum. Sevimli geliyolardı. Meğer sevimlilik diil sex de, aşk da önemliymiş. Özellikle de yaratıcılık için.

2- Bir arkadaşıma verdiğim şiir defterimi kaybettiğini duyduğumda da üzülmüştüm ama şu an bulsam belki de kendim yırtarım:) Kimbilir ne komik gelir.

3- İzel Çelik Ercan dağılınca da üzülmüştüm. Hayır bana gire çıkan mı var ne üzülüyom di mi? Sonuçta hepsi kendi albümlerini yapıp cukkalarını doldurdu.

4- Sevdiğim kitap bitince üzülen ben bazı diziler bitince de üzülürüm. Nası kaptırıyosam artık kendimi. Lan sanal işte. Asmalı Konak'ta Nurgül kanser olmadı salak, zengin oldu. Ayrıca kanser olacağına gitti Cem Özer'le evlendi. Daha vahim:DDDD

Kimlere paslıyorum? Yiğit Tan, taze buloggır Yalnız Vida ve Gay Werther'e.

3 Eylül 2012 Pazartesi

Hoşbuldum Partisi


Kazucuğunuz işine döndü. Önce hemencecik mimimi cevapladım. tatilde emanet bilgisayarlardan gizli saklı okumak zordu ki yazması mimkin diildi. Hastayım halaa... Buzlu su içmeyin sakın.

Önce yüzlerce iş mailimi okudum. Sonra işler bi yığıldı ki sormayın. Derken yeni başlayan ve eğitime alınacak 30 kişilik bi gruba bölümü tanıttım. Lan arkadaş bi tane de mi yakuşuklu olmaz?

Tatilde sözünü ettiğim dart arkadaşı eleman itinayla araştırılıp bulundu. İzmir'de yaşadığı öğrenilerek surat asıldı:S Böyle güççük galçalı, üçgen fücutlu, bronz tenli, güzel gülüşlü arkadaşları lütfen bulunduğum ortamlara sokmayın, adamın sabını bozmayın lağnn! 2 arkadaş birlikte gelmişlerdi tatile. Bizimkini ilk olarak ben denizde yüzerken farkettim. Tabii o da benim radarları:) Bi balıklama atladı sanırsın denize diil bana girdi:PP Son günüm olmasa samimiyeti ilerletirdim ama iyi ki de ilerlememiş. İstanbul'da sanmıştım. Zaten büyük olasılıkla da hetorodur. Amaan işte benim her zamanki platonik maydanozluğum.

Derken benim zeytin gözlüme (YEŞİL demiştik ona) dün akşam otobüste mesaj attım. 2 saat sonra aradı. Otobüs Esenlerde yolcu indirmiş harekete geçiyor bi sessizlik... Konuşamıyorum. Zaten 1 haftadır fena hastayım, sesler boru gibi. Kem küm ettim kapadım. Ama hissettim tanımadığını. Neyse bu dallama resmimi istedi tanımak için. Benim telefon 2 ayda bir tamire gidip adres defterim silindiği için ben onu geçen sefer tanımadım diye silmişmiş sinirle... Kızcaam kızamıyorum. Ramazanda içine kapanmak istediğini söylemişti aramamıştım ama anlaşılan unutulmuşum:(

Sözün özü döndüm aranıza. Kafamda bi mim var. Kezban'ınki bitsin yumurtlarım merak etmeyin.

Hepimiz Pipimiz İçin (MiM kokulu gayler:P)

YASAL UYARI:P Aşağıdaki yazıda kırmızı renkler bana aittir. Oyy oyy oy! tatil yapayım derken mimin sonuncusu oldum. Ama sorular da cevaplar da çok uzun, hepinizi ayrı ayrı okudum. Sanırım ben bu kadar uzun yazamayacağım.

Kurallar:
1. Kuralları üşenmeyip yazan Kezban' a MiM yaratıp sizi eğlendirdiğim için bana, paslayarak başınızı belaya sokan kişiye teşekkür edersiniz zaten, söylemeye ne hacet. (Kezban'la Bigay'e teşekkür eder gö(ğü)zlerinden öperim. Yayık Ayran'ı da mimlemiş onu da sıradan geçiririm/saygıyla anma konusunda yaaaani:P)2. Mim çok basit, maddeler hakkında ki yorumlarınızı yazın, yaparım yapmam diye belirtin, en sonunda da  bu maddelerin ya tamamını ya da7/8 ni, 6/8ni yapıyorum gibi istatistik çıkarın ki açıkça oranı bilelim.(Fişliyo musunuz yoksa lan bizi?)3. Bu sekiz madde dışında bence şunu da yapıyoruz diye kendi maddenizi de ekleyebilirsiniz. Özgün olmak adına önemli. (Hah bu kısmı benlik:D)
4. En fazla 3 kişiye paslayabilirsiniz. Pasladığınız kişinin yazması için baskı uygulamalısınız. Sizin de bu bulogta bir ağırlığınız olsun di mi?(Paslayacak adam mı kaldı ki?)5. MiM başlığı sabittir herkes bu başlıkla yazar. Dişi bulogırlar "Hepimiz Kukumuz İçin" diye değiştirebilir tabii ki  hahaha (Eklenti yaptım o kadar da hakkım heheh)
1. Hangimiz tanışıp hoşlandığı insanı hemen çıplak hayal etmiyo?Karşı tarafla ''pokemonlar'' konusunu konuşsanız bile o an çoktan içimizden ''seni seçtim sikaçu oyş'' diyip,türlü fantezilere dalıp gidiyosun.Kimse bana ''ayy kezban uydurma'' falan demesin!
Hah soru mu bu? Elbette soyarım kafamda. Kafa(lar) benim diil mi?..

2. Hangimiz biriyle buluşmaya giderken en sevdiği veya yeni aldığı kıyafeti giymiyo?Evet evet daha etiketini bile sökmeye kıyamadığın şeyi o an ''amaaan senelerdir var bu bende'' yüzsüzlüğüyle giyiyosun.Halbuki evde klorak lekeli pijamanla oturuyorsun.
Evet Murphy yasası yapalım bunu hatta: en son alınan en güzel giysidir. Bi de: sana yakıştığı söylenen kıyafet senin zırhındır.

3. Hangimiz sevgilisinin evinde titizlikten ölücekmiş gibi davranmıyo?Normalde evde taşaklarını avuçlayıp sonra bişey olmamış gibi mouseu tutan insan.Sevgilisinin evinde veya otelde her nerdeyse...hemen bi Ayşe Teyze'ye bağlıyo.Yok sürekli koltuk altını kontrol etmeler,tuvalete gidip dişlerinin arasında bişey var mı diye bakmalar.Ohoooo
O kadar da diil. Ama nah şu kadar. Ben fazlasıyla takarım kendi kokuma/dişime:(
4. Hangimiz dışarda yemek yerken içinden hesabı düşünmüyo?Bi kere zaten ''kim ödeyecek?'' kısmına girmiyorum bile.Ama şu hesap olayları çok rezil bişey.Hadi bunu ilk tanıştığın kişiye göre yorma.Mesela uzun ilişkilerde de çok tehlikeli bi konu bu.Ya bi taraf daha çok öder,ya ikisi ortak öder veya bi taraf hiç ödemez.Bunu cinsellikte oynadığı role bağlayanlar da var.''Ben ödeyemem o ödesin,sonuçta aktif o''diyenlere az çok şahit oldum.''Eee sen karın tokluğuna mı sikişiyosun tatlum :D:D?'' diye sorduğumda da çok terbiyeli cevaplar alamamışlığım var.
Hesap konusu korkulu rüyamdır. Punduna getirmek zordur. Ödeyemezsem bu sefer de aklım orada taklı kalır, ezik hisseder bi kere verir hesabı kapatırım:PPPPPPP

5. Hangimiz zaman zaman Yıldız Tilbe dinlemedik ki?Müzik konusuna baktığımızda herkes Yann Tiersen'in 2.şubesi nerdeyse.Öyle kaliteli,öyle süper marjinal kişilikleriz ki sıçtığımız boklar bile biblo gibi.Hay allahım ben bi kere çok darlanmışım,canım sıkkın.Msnde de ne dinlediğimiz gözüküyo haliyle.Açmışım bi tane Gülden Karaböcek dertlenmişim.Hemen birisi aşağıdan ''Ya şaka mı:)?'' diye bana yazmış.O sıkıntıyla ben bunu görünce 2-3 aydır konuşup anlaşmama rağmen azına yüzüne sıçıp yollamışım.Geçen hatırlattı,tanıttı kendini yinee artık arabeskçi olmuş ehehehe..Neyse
Ayol ayran gönüllüye soru mu bu? Helbet hemen dinlediği şarkıyı attırır dinlerim. Bi kaç seferinde takdir ettiğim de olmuştur. Şarkı listem zaten çingene bohçası gibi.

6. Hangimiz evde annemizle saç baş kavga ederken bi anda çalan telefona ''Alo ifindiiim ivit napiiim ivdi oturuyorum işte'' diye sakin sakin cevaplar vermedik ki? Aslında bunu da çok yapıyoruz.Ailemizde olan sorunları kesinlikle kimseye anlatmıyoruz.Özellikle sevgilimize daha bi anlatmıyoruz.O bizim ailemizi pür neşe,sevimlilik şelalesi,neşe zoptiriği,şirinler köyü olarak gördükçe kendi ailesinin bokluğundan bahsetmek istemiyo.Eee al işte sana karşılıklı ayakta sikmece.Bilmiyorum ya bence insan ''ben dün anneme kafa attım biliyo musun?'' demeli.(ehehehe yani kafa atmamalı tabi) Bazı şeyler biraz daha samimi olmalı...
Offf zor şeyler bunlar, ben pek kendi hayatımı anlatamam insanlara. Hele ki sevdiğimin kafasını şişiremem. Hakkım yok gibi gelir. 

7. Hangimiz daha sevgili olmadığımız halde o kişiye ''BENİMSİN'' tavrıyla yaklaşmamıştır ki? Aslında en yarak gibi olanı bu bence.Aranda daha ne olup bittiğini bilmiyosun o kişiyle ve gidip trip atıyosun.Bence birini kıskanmaya hakkın olmadığını düşündüğün an kapı kolundan bi farkın kalmıyo.O çok göt bi durum...çok çok hem de..Sevgili desen değilsin,arkadaş desen hiç değil,nesin amk sen? Kuzen misin enişte misin la bioksin beyinli!!!
Walla sahiplenmem gibi görünür gizliden kıskanırım sanırım. Yoksa sahiplenmem mi bilemedim bak şimdi:(

8. Veee hangimiz özlediğimiz kişiyi düşünürken bir başkası tarafından da biz özlenmedik ki? Bu çok doğru kordineli gidiyo maalesef bu hayatta.Senin özlediğin başkasını özlüyo,başkası da başkasını özlüyo,sonra o en başkası gelip seni özlüyo...Belki bilmeden bi elazığ burma bilezik halkası yaratıyoruz bazen ama hayatta böyle nevrotik.
Tartışmasız doğru...

İstatistik: 7/8
 
Eee nooldu şimdi? 3 kişiye paslamiim yaa paslanmayan demir ışıldar:P
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...