31 Ocak 2012 Salı

Mİ-Nİ Mİ-Mİ, Dİ-Zİ Mİ-Zİ, NE-YİN Mİ-Mİ? BE-NİM Mİ-MİM, SE-NİN Mİ-MİN,

Mim gelmiş şeyime, bayram benim neyime? Patrick Şwayz'ın zayıfı, yıldız Patrick'in "accuk insan ol" dediğimdeki hali, Oz Büyücüsü'ndeki korkuluktan hallicesi Patrick beni mimlemiş. Teşekkür ediyorum, Allah tez zamanda İTÜ'de bi bölüm kazandırsın! (Mimlenmek ne demek bilmeyenler için açıklayayım, mimlenmek s.kilmek değildir:P) Mimlenmek iyi bişiidir. Niye iyidir? Yaratıcılığınızı geliştirir, kendinizi sorgulamanıza yol açar, blogdaşlarınızla ilişkilerinizi pekiştirir, insanları tanımayı sağlar, selülitleri azaltır. Tamam sonuncusunun pek alakası yokmuş gibi geliyor kulağa ama, şehir efsanesi napalım:P Ayrıca "tek bi bayan bloggerı mime cevap vermeye teşvik ederse" o yeter bana:) Bööle de ince düşünürüm öhöms.

Bu seferki mim diziyle ilgili. Hiç dizi izlemem, hep erkek ayıların birbiriyle çiftleşmesi konulu belgesel izlerim ama neyse:P Başa gelen 31 çekilirmiş napalım. Gelelim kurallara:
1. MİM i pasladığımız blogger bu kurallara uyacak ve MİM inin girişinde de belirtecek +benim yukarda yaptığım gibi MİM i görünce ne düşündüğünü de yazıcak (E yazdım zaten az önce, dizi izlemem derken)
2. MİM sadece 3 blogger'a yollanabilecek, daha fazla bloga ulaşması için de ne yapıyoruz okuduğumuz bloglarda bu mim in yollandığını gördüğümüz bloggerlara tekrar yollamıyoruz ! (Patrick hadi yırttın lan:P)
3. Adettendir diyip girişte blogu paslayana teşekkür ediyoruz (Patrick efendiye tşk ettim zaten, dua bile ettim. İsterseniz bi de klübesinde günah çıkariim Alla Allaaaaaaaaa!)
4. Yazılanlar mutlaka -yerli oyuncu- olacak ve illa bir dizi de oynamış olacak dizi adı da yazarsanız pek makbule geçer.
5. ayh ben hepsiyle de yatmak istiyorum amaağğğ diyip kural ihlali yapıp 3 ü aşmıyoruz +2 si ile sadece öpüşme rollerine izin veriliyor olacak sadece 1 si ile sevişme sahnesi çekebileceksiniz (ipnelik diil mi ahahahah)
6. MİM sonunda belirtiyoruz adı geçen ve resmi yayınlanan oyunculara hiç bir şekilde cinsel yönelimi eşcinseldir yaftası yapıştırılmamıştır amaç sadece saf duygulardır :)))
7. MİM sonunda da bir blogger a -SEVİŞME- sahnesinde oynamasını istediğiniz 1 oyuncu hedaye ediyorsunuz.
8. ve en önemlisi bu mimi yazarken hangi MODE da olduğunuz :))
9. YUH artık diyorsunuz ama bu madde isteğe bağlı DİZİNİN ADI ve KONUSU nasıl olurdu :))

Şimdiii malzemelere bakalııım: Bir adet ne işe yarayacağını bilmediğimiz Halit Ergenç var(Patrick hediye etmişti). Napiim lan ben bu adamı? 2 metre. Gerçi gül gibi Tan Sağtürk'ü bırakıp bununla evlendiğine göre Bergüzel bunda bilmediğimiz bişi görmüştür:P O nedenle kendisini Mandingo rolünde oynatırız şimdilik kenara koyalım. (Ama yok yaa dizide duracağına yatağımda dursun. Bi sevişiim önce de aklım başıma gelsin)

Cast için tura çıkiim geliim ben hemen. Ama önce dizi ismi bulalım.
DOĞU VE BATI (Yok çok fazla çakma Kuzey ve Güney oldu, mesela şu dizileri biten Dağhan Külegeç ve İbrahim Kendirci açıkta ya olmaz mı?)
KERİM'İN SUÇU NE? (Hımm bak bu makul bi isim. Rakip kanala koyarız aynı saatte diziyi. Kaç bölümdür bi kere bile Fatmagül'ün vermediği "Keriim'in suçu ne ola ki" diye izlenme rekoru kırabilir)
G.TÜM DÖRT MEVSİM (Yok yaa RTÜK hayatta izin vermez:P)
Hah buldum:
UMUTSUZ EVERKEKLERİ olsun ve şunlar oynasın:  Mehmet Ali Erbil, Şafak Sezer, Peker Açıkalın  Melih Ekener, Cengiz Küçükayvaz
ALTIN OĞLANLAR da fena diil. Doroti'yi Kenan Işık yapsak, Sofiya Halit Kıvanç, Blanş da Mehmet Ali Erbil mi olsa...
BEHZAT İ. de fena diil ama polisler ayağa kalkar, götürürler merkeze...
Yok kardeş ben orotik dizi yapıcaam: ARKA ODALAR: Şimdi Gamze toto bi kere. Bi de yanına koyduğumuz jönü mahkemeye verirse ya alkollüydüm filme çekmiş diye?
Orotik ve tarihi dizeler çok tutuyo. Format alırız anasınısatiim parayı bastırıp.
ISPARTAKUŞ: KAN VE SPERM olsun adı.
Şimdiii, diziye HALİT ERGENÇ'i koyalım. Ama o başrolde olmasın, hatta ilk bölüm ölsün. Başrole yakışıklı ve dirivicıtlı birini bulalım. Bu olur bence Poşet dizisinden Lukka Müsamere:

Onun yanında da şunu koyalım: Zula dizisinden M.Akif Yakalakurt!
E yanına şunlar da gider: Yaprak Dökümü'nden Jemm yani Kıvanç Köylü verelim.

Ve de diğer gladyatörümüzz: Kuzey ve Güney'den Kıvanç Kavuntatlı

E aralarına Siyah Gelincik'ten şu yavrucağı da salalım da bi yeri şişmesin:

Üç blogger seçtim mimi onlara göndericeem: Karmaşık Günce, Depresif Ayu ve Bisexie. Ama şu yakışıklıyı önce bi Depresif'e gönderiim de dizisinde sevişsin. (Bu arada Depresif daha önce Muhteşem Yüzyıl'ı bloggerlar uyarlamıştı.)

Modum: Ulan 3 saattir bunla uğraşıyom anasını sattim, ne zormuş...

25 Ocak 2012 Çarşamba

Bi problem var

OPOM, garip davranıyor. Karabatak gibi kaybolup, değişik bir eylemle ortaya çıkıyor. Geçende yurtdışından çıkmıştı, şimdi de bir barda(gaybar değilmiş) "özel müşteri temsilcisi" olarak işe başladığını iddia etti. Hayır, kapasite var yalan demiyorum, herşeyi yapar. Ama arada irtibatımız yok. İlk zamanlar kontürü yoktu, sonra ne olduysa aramaz sormaz oldu. Ne olacak bilmiyorum bu gidişle...

20 Ocak 2012 Cuma

Teşekkür

Pırıl pırıl, sevecenlikle ve zekayla bakan gözlerini seçtim kalabalıkta. En sevdiği kitabı hediye etti sonra. Nasıl mutlu oldum. Canım arkadaşım benim. Teşekkür ederim. Ben de ona en sevdiğim ve piyasada bulunmayan kitabımı getirmiştim: Iain Banks'in Eşekarısı Fabrikası.

17 Ocak 2012 Salı

Ses kontrol 1-2...

* Yazmak içimden gelmiyor nedense. Garip bir dönemdeyim. Cinsel konularda da kendimi durağan bir döneme aldım. Düşünüyorum. Film izliyorum. Kitap okuyorum. Ama en çok da kendimi izliyorum. Spor yapıyorum. Dans ediyorum. Çocuklarla oynuyorum. Bol çikolata yiyorum.

* Cep telefonum bozuldu. Kimbilir ne zaman düzelecek, tamirde. Zormuş telefonsuz hayat. Verimli çalışmayan eski telefonumla da bir yere kadar...

* İşler de yoğun. Ama yoğun olmayı seviyorum.

15 Ocak 2012 Pazar

Günün filmi

Gecenin birinde başlaıp bırakamadığım film...
Babamız & Padre Nuestro (2007)
http://www.youtube.com/watch?v=HUKxo1eEHBI



Yunan Trajedileri Gibi Dokunaklı ve Hüzünlü, Aynı Zamanda Sizi Koltğunuza Çivileyecek Kadar Gerilim Yüklü!
 

Oyuncular : Jesus Ochoa , Armando Hernandez

Yönetmen : Christopher Zalla
 
Sundance Film Festivali Büyük Jüri Ödülü.

Juan ve Pedro, New York’a gitmekte olan ve içinde Meksikalı göçmenleri taşıyan bir tırın arkasında tanışırlar. Pedro, Juan’a annesinden kalan mühürlü bir mektubu gösterir. Bu mektup hiç tanımadığı babası ile ilgilidir. Pedro babasının uzun zaman önce Meksikayı terk ederek New York’a gittiğini söyler. Tır, Brooklyn’de durduğunda Pedro uyanır ve babasının adresinin yazdığı mektup da dahil tüm eşyalarının çalındığını farkeder. Dilini bile bilmediği bu ülkenin sokaklarında kaybolur.
 

11 Ocak 2012 Çarşamba

Beğendiğim filmler

Son zamanların güzel filmleri ve seyretmeniz için saçma nedenler:)
Zamana Karşı(Bir insanın annesi, eşi ve kızı aynı yaşta görünürse nasıl olur?)
Limitsiz (Hafıza sınırlarını zorlarsanız işin boku nasıl çıkarılır?)
Bir Tutam Cennet(Gael'in pipisi kaç cm:P)
İçinde Yaşadığım Deri(Her şeyi değiştirmeyi beceren sesi de değiştirebilir mi?Amanin spoiler oldu:P)

Güncelleme

-OPOM, 4 günlüğüne yurtdışına gitti. 3-4 gündür görüşemiyoruz:(

-Ufaklıktan hiç ses seda çıkmadı geçen günkü mailimin üzerine.

-İlk yazılarımda bahsettiğim erkekgeyşayla buluştuk geçen akşam. O kadar düzgün çocuk ki. Normal arkadaş kalabilmek çok iyi. Kahve içtik. Nişanlanmıştı, hayatı karmaşıklaşmış bayaa bi. O süreci iyi bilirim. Üstelik geleceği planlama konusunda belirsizlikler de var. Kendisini frenler biliyorum, çok sabırlı ve ölçülüdür ama yüzüne de söyledim: bence sen gaysin dedim, biseksüel değil. Ama keşke söylemeseydim. Kehanet gibi oldu:( Ya bütün hayatını etkilerse çocuğun. Evlendiğinde mutsuz olursa. Ne kadar acımasız bir yargıda bulundum. Tabii bunu söylememim geçerli nedenleri var ama sizlerle paylaşmayayım. Ne kadar sağlam dursa da bence psikolojik desteğe ihtiyacı var. Allah yardımcısı olsun. İşin garibi benden küçük olmasına karşın abimmiş gibi görüyorum.

-Annem geldi, benim için nefis yemekler yapmış, bu akşam ondayım.

6 Ocak 2012 Cuma

Hah işte ağzıma zıçıldı:D

Sunucu abimize "günaydın, iyiyim sağol, işlere daldım, sevgiler" yazınca, "buz gibi bir mesaj çok sağol kazu, anlayacağımı anladım, bir daha ne ararım ne sorarım, senin canın sağolsun. elveda" diyen zehir zemberek bi mesaj atmış.

Üzülsem mi sevinsem mi bilemedim. Doğal bir şekilde elendi. Bu lafları hakettim. Kendimi b.k gibi hissetmem normal. Ama şimdi olayın peşine düşüp gönlünü almaya kalksam durum yine sarpa saracak. İyisi mi salla:((((
Zaten ne kadar sallarsan salla...

Yalnız harbiden b.k gibiyim.

Operadaki Maviboncukçu Amca:((

Yaa nasıl oldu neden oldu niye oldu bilmiyorum (yalan) dün buluştuğum sunucu "seni özledim, seni seviyorum" diye mesaj attı demin. Al bakalım, şimdi ne yapacaksın?

Ele alalım tek tek:

Nasıl oldu: Sana msnde yazarken iltifat etmesinden etkilenip yüz verdin salak geri zekalı! Herife sarktın lan resmen ilk gece. 1,90 boy, davudi ses ve düzgün tipten etkilendin. Ayrıca romeodayken hemen msn verdin merak ettiğin için, sonra da çat diye CAM açtın.

Neden oldu: Çünkü geçen günkü buluşma isteğini reddettiğin için vicdan yapıp dün o teklif bile etmeden buluşmaya gittin ve ufaklıktan bahsettiğin halde OPOM'dan hiç bahsetmedin yine iltifatlardan mayıştın.

Niye oldu: Çünkü ayrılırken samimi davranıp yuvarlak kelimelerle yine görüşelim dedin.

Şimdi git de OPOM'a anlat bakalım sıkıyorsa... Adi herif.

Neyse ki gelişme var, kendinle yüzleşmeye başladın son günlerde. Hadi git şimdi! (Şeytanın sesi: Git bi kere ver kurtul:DDDDDDDDDDD)

5 Ocak 2012 Perşembe

Operadaki Eylem Şeyyykal:P

Eyleme geçiyorum.

Eylem I. -Oyalama, net ol!

17lik küçümenime mail attım. Çünkü feys'te davet bekliyordu benden ve hala göndermemiştim. Aramızdaki yaş farkından dolayı eklemesem daha iyi olur, hatta ömürboyu açıklayamayacağımız durum beni oldukça düşündürüyor. Ne dersin dedim. Ama hala en yakın dostu ve sırdaşı olarak yanında olduğumu da vurguladım. Bakalım ne tepki verecek.:(

Eylem II.-Rasyonel ol!

Evime 200 m ötede oturan ve 2 yıl önce yoğun yazışıp, önceki akşam yüzyüze tanıştığımız OPOM'la dün konuştuk cepten. Yaşı 26-27 civarı. Çocuksu yönleri yok, ama ciddi biri de değil. Korkunç yetenekli, o yüzden OPOM(On parmağıda on marifet) diyorum. Edebiyat ve sanat konusunda tam da aradığım ölçüde başarılı. Bana telefonda gitar çalıp, yaptığı besteyi çaldı. Buluştuğumuzda da yazdığı denemeyi okutmuştu. Gece eve 12den sonra gitmiştim. Msn'de beni beklemiş. 2 saat yazıştık. Ona 17likten bahsetmiştim ona. O da eyleme geçmem konusunda yüreklendiriyor. OPOM oldukça zeki. Eğlenceli. Çok güzel vakit geçiriyoruz. Ciddi bir üniversiteyi dereceyle bitirmek üzere. 2 yıl öncesine göre daha fit. Pozitif elektriği hemen yansıma buluyor.

Eylem III. -Aklından çıkar!

Geçenlerde yazıştığım bir sunucu vardı. 2 defa benimle buluşup görüşmek için denemelerde bulunmuştu. Bu öğlen Metrocity'de buluşup konuştuk. Buna ne gerek var diyeceksiniz. Sadece tanımak ve aklımdan çıkarmak istedim. İçimde ukde kalmasın. Etkileyici biri kuşkusuz. Ama OPOM'a daha yakın hissediyorum kendimi.

Eylem IV.-Kendini dizginle!
Porno sitelerden, Romeo'dan ve işkembeye dönen MSN'den uzak durmayı deniyorum. Vaktimi öldürmemek ve daha fazla karışmamak için bu şart.

4 Ocak 2012 Çarşamba

Operadaki Girdap

İçinizden bu herif kesin psikoloğa gitmeli, kişilik bölünmesi yaşıyor demek geçiyorsa diyin lan! Belki de doğrudur. Hayatı hızlı yaşıyorum. Ama bunu o kadar yavaş yapıyorum ki şaşarsınız:D Höö mü dediniz? Evet biraz anlaşılmazım:)

İşin özü şu:
Sırlarımı sizlerle paylaşırken şunu gördüm. Yaşadıklarımı kendim bilince rahatsızlık hissetmiyorum ama altalta yazınca, dengesiz, hercai, acımasız ve gamsız bir tip gibi görünüyorum. Ve başkalarının beni böyle tanıması, anlattığım kadarı ile değerlendirmesi acı tabii.

Bu arada
Sevgili "adsız", geçenki uyarısı ile kafamı karıştırdığı için özür dileyen ve pişmanlığını dile getiren nazik bir mail atmış. Doğrusu uyarısı da özürü de çok anlamlı ve zarif birer hareket benim için. Teşekkür ediyorum. Ama dost acı söyler ve en yalın gerçek acıtsa da gerçektir.

Öte yandan,
Hayatıma giren yeni biri... Durun yaa hemen celallenmeyin:D Yeni değil, 2 yıldır tanıdığım ve görüşemediğim biri vardı nihayet tanışma fırsatımız oldu. Oturduk birer kahve içtik. Ona karmaşık hayatımı anlattım , o da bana...

Sonuç:
Bana sevgili olmayı teklif etti:D

3 Ocak 2012 Salı

Bende o g.t yok

Yahu iyice karıştım ben:( Bir karar aldım ama nasıl uygulamaya geçireceğim bilmiyorum. Benden bir program istemek için aradı demin telefonla soğuk davranamadım. Sadece yüzyüze görüşmeleri erteleyip, mail ve telefonları minimuma indirebilirim sanırım.

Kafam kolay karışır zaten. Bundan sonra karmaşık günce'ye hiiiç laf etmeyeceğim:) Belki de gönül işleri hiç bana göre değil. Çünkü ne zaman bir ilişkiye başlayacak olsam başka biri daha peydah oluyor. Yani doğal bir şekilde giriveriyor hayatıma. Uğraşıp etmiyorum. Daha önce de buna benzer bir durum yaşamıştım. Bir arkadaşıma, sorun yaşadığım sevgilimi anlatıp dururken onun ciddi ısrarları ile ondan ayırıp kendine aşık etmeye yönelik telkinlerine maruz kalmıştım. Yani önceleri bunu çok bilinçli yapmazken bir gün daha sesli dile getirmeye başlamıştı.

Sınanıyorum ama hatalarımdan ders almadığım için burnum boktan kurtulmuyor kısacası. İnsanın radikal karar alabilmesi için kangren kolunu kesebilmesi lazım. Onun için de g.t lazım. Bende o g.t yok galiba:S

Bu arada akşamları msnde yazışmaktan zevk aldığım bir adam var. Ama o kadar ciddi ve kuralları var ki, kadir inanır gibi. Korkuyorum. Üstelik egosu yüksek ve daha da kötüsü alıngan. Yazdıklarımı yanlış anlama ustası. Gel gelelim ben ne zaman kestirip atmaya kalksam bana olan ilgisini bir kademe daha belli ediyor. Offf... Dedim di mi ben adam olmam diye.

Haa bu arada, hani geçenlerde şu Giden gider kalan sağlar benimdir başlıklı yazımda anlattığım çocuk vardı ya (ÇN) beni ekip arkadaşıyla Taksim'e gitmişti. 1 Ocakta bir baktım tanımadığım birinden mesaj. (Cebini silmiştim) 2. bir şans istiyormuş, kestirip atmamalıymışım:) Bak ona harbiden HAYIR dedim. Çünkü kızdırdı beni. Uğraşmayın yaa benimle, zaten kuş kadar aklım var! (Kızgın smiley nasıl yapılıyordu?)

2 Ocak 2012 Pazartesi

Operadaki Fırtına

E haklı yani Adsız. Ben ne yapıyorum? Sırf benim geçmişteki halime benziyor diye bir çocuğun aklına girmeye ne hakkım var? Ayrıca çoluk çocukla ne işim var? Ruhumu aklamak için başkasının ruhunu ve bedenini kirletmeye? Tamam onu ben bulmadım. Uzunca süre kayıtsız da kaldım. Onun 35 yaşında biriyle uzunca bir süre ilişki yaşadığını da öğrendim ama ona asla kur yapmamalıydım.

Son zamanlarda iyice zıvanadan çıkmıştım. Aferin Adsız. Ağzımın payını verdin. Herkes Romeo'da laf atıp, g.tümü kaldırdı da bi şey sandım kendimi. Romeo dediğin zaten AKP(abazalığın kılıflandırılmış platformu). Ben de en büyük abaza değil miyim? Bu abazalıktan gelmedi mi onca bela başıma. Hala akıllanmamışım demek...

Böyle zamanlarda kendimden nefret ediyorum.(Ki her zaman etmem lazım aslında) Yine operanın karanlık tavan arasına geri dönme zamanı. Kendimi sorgulama ve kırbaçlama zamanı. Ama yine kolayına kaçacak Behlül bunu da biliyorum. Çünkü yeni bir ilişkiye başladığımı söyleyerek reddettiğim 2 kişi hala peşimde ve onlardan birinin limanına sığınacağım, hangi fırtına artığımı olduğumu bilmeyecekler. Adi herifin tekiyim!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...