29 Aralık 2011 Perşembe

Opera(m)daki Melek

Oturdu çekingence. Bakındı, kitaplarıma, filmlere, eşyalara... Havadan sudan sürekli rahatça konuşabiliyor. Oysa dudaklarına uzandığım anda çoktan hazır olduğunu görüyorum. Nasıl da kontrollü. Utangaç değil. Çünkü ilk aşkı değilim. Benim de onun ilk aşkım olmadığını biliyor ama birbirimize yıllarca biriktiğimizin farkındayız. Yıllarca acıktığımızı... 4 gün arayla kutlayacağız doğumgünlerimizi. Aynı burçtan olmamızdan kaynaklanıyor demek diyorum  bu kadar benzememiz.

Her saniye benden özür diliyor. Ve ilk buluşmamızda verdiğim çikolata ve ajanda için de hala teşekkür ediyor. Kızıyorum. Sırça biblo gibi korkuyoruz birbirimize dokunmaya. Ağzımızı açtığımız an: canını yakmıyorum değil mi, ya da hoşuna gidiyor mu gibisinden sözler dökülüyor ağzımızdan. Oysa ikimiz de sonuna kadar teslimiz birbirimize. Çünkü empatiğiz. Çünkü bunu anladığımız andan itibaren birbirimiziniz. Bu kadar geciktiğim için tanışmamıza kızıyorum kendime. Öyle meraklı ki, öyle dolu, öyle romantik, öyle duyarlı, öyle naif... Biliyorum aşk başka taraflarını göstermeyen hain bir kurt ama ben de en saf kırmızı şapkalı kız. Senin gözlerin niye bu kadar büyük çocuk?

Benden ayrı bir birey. Benden üstün ve benden eksik... Bunu vura vura öğretti artık hayat. İnkar etmeyeceğim. Ama onca kalabalık içinden ayırdedebiliyorum ondaki beni. Bana ayna oluyor. Ona ayna olduğum için burada. Belki de beni çeken ondaki cesaret... Kendimle ama bir başkasıyla sevişmenin yere göğe sığmayan güzelliği...

Dudakları nasıl da güzel. Nasıl da yutuyor beni. İçimi boşaltıyor. Hafifliyorum. İlk mesajından beri biliyordum ona aktığımı. Şimdi bir şelale gürül gürül deltasına boşalıyor onun körpe kalbinin. Ve ondan bana, benden ona...

Ve çırılçıplağız. Ve giyinir gibi birbirimizi kenetleniyoruz. Gözlerimiz ahh gözlerimiz, buluştuğunda aynı sözcükleri doğuruveriyor uluorta: meleksin sen! Meleğim...

Bu kitapkurdu, bu meraklı, bu ateşli çocuk, bu yaramaz, bu çekingen, bu naif oğlan bayrağını zaferle dikiyor gönderime. Kanadımı gururla takıyor omuzlarıma. Dağı sırtlanıyorum, taşı, dünyayı... Her külün sebebi harlı ateşi taşıyan herkülüm.

Nasıl da özür diler gibi yazmıştı, uzun uzun hem de... "Yok eğer küçüksün dersen 2 ay sonra onsekizim." 2 ay sonra büyüyecek ruhikizim. Yeniden doğuşuma 2 ay var ve ben 2 ay kimliksizim. 2012 dünyanın sonu değil, sonu değil, miladı olacak demek bendeki değişimin.

28 Aralık 2011 Çarşamba

Operadaki Sevindirik:)

Bana bakın nazar değireni vururum. İyiyi düşününce oluyomuş diyim anlayın siz... Walla hayatta anlatmam. Anlayan anlasın. Okka'...

Lan noel baba ne vakit duydun sesimi? Yirim ben seni:)

26 Aralık 2011 Pazartesi

Bakire ve Hamile

Bu pazar 4 film izledim. En aklımda kalanı kuşkusuz Bakire ve Hamile- Quinceañera ~ (2006) idi.
Kaynaklara göre:
"Sundance Film Festivali tarihinde iki büyük ödülü birden alan ikinci film olan Bakire ve Hamile, Los Angeles'ta Latin kökenlilerin yaşadığı bir mahallede, ergenlerin sorunlarını dile getiriyor."

Filmde 14 yaşında bacağına boşalan arkadaşı tarafından hamile kalan bir genç kız ile eşcinsel olduğu için ailesi tarafından evlatlıktan reddedilen kuzeninin hoşgörülü yaşlı amcalarının yanına sığınması ve hayatla mücadele etme çabaları işleniyor.(Başta açık ilişki yaşayan bir eşcinsel çifte çeşni olan genç, zamanla çiftlerden birine bağlanıyor ama bir gün kulak misafiri olduğu olayla kullanıldığını anlıyor)

Dramatik örgü ince ince işlenip, karakterlerin acılarla olgunlaşması ve yaşlı amcanın ansızın ölmesi ile finalde sorumluluk duygusuna bağlanıyor. 2006'da çekildiğini dikkate alırsak, 2010'da çekilen Ferza Özpetek'in Serseri Mayınlar filmine de kapı açmış görünüyor. Ölüm, insana özgü ders alınacak olaylar içersinde en etkilisi olduğu için kaskatı kalpleri bile yumuşatabiliyor. Tanınmamış oyuncularla, gerçeğe çok yakın ve arabeske kaçmayan, içinde umut taşıyan başarılı bir iş çıkarılmış. Alkışlıyorum.

PS. Filmin gay yıldızlarına ekstra dikkat! İzlediğim diğer film aksiyon filmi Fast Five idi, oradaki kaslı erkekler de fena değildi hani:)

22 Aralık 2011 Perşembe

2012'nin devam filmleri belli oldu. İlk olarak burada!

2011 yılının en sevilen filmleri listesini gören yapımcılar, ticari başarıyı garantilemek için devam filmleri çekmişler. İlk Operdaki kazulet haber alır bilirsiniz böyle şeyleri. Liste şöyle:
 
1-Eyyvahın Kübü: Ata Demirer, Sevda Demirel (Demet Akbağ çok para istemiş), Hande Ataizi (Gişe hasılatının garantilenmesi için dayak sahnesi yazılıp en sona konmuş. Ne dedim ben şaak) 
 
2-Tesadüfler de Aşkı Sever: Belçim Erdoğaaan belçim değil(tam olarak belli diil yani), Mehmet Aslantürk(Mehmet Günsur'un yaşlılığını oynayacak) 
 
3-Kurtlar Vadisi: Libya: Necati Şaşmaz, Vatan Şaşmaz, Yaşar Alptekin(Kaddafi rolünde) (Ukra İnşaat'ın katkılarıyla)
 
4-Allah'ın Sadık Kulu: Şarlo: Film animasyon filmi malum. Seslendirmen:Johny Deep 
 
5-Alacakaranlık Kuşağı: Puştluk Vakti : Taylor Lautner, Robert Pattenson (Kristen Steawart yok çünkü bu gay versiyonu)
 
6-Anadolu Serçeleri: Serpil Çakmaklı, Ahu Tuğba, Hülya Avşar (Topgun'ın kız versiyonu)
 
7-Karayip Korsanları: Uzayda: Johny Deep, Leonard Nimoy(Mr. Spack) 
 
8-Cicişler : Hilal Cebeci, Cicişler, Derin Mermerci, Siren Ertan, (bu rol için maviye boyanacaklar), Şirine konusunda kavga çıktığından hepsi şirine olacak, Gargamel Rolünde Mehmet Ali Erbil
 
9-Hür Adam Issız Adama Karşı: Mürşit Ağabağ ve Cemal Hünal (Aksiyon sahnelerine dikkat. Filmi Samanyolu TV 5. Boyut dizisinin yönetmeni çekeceğinden 5 boyutlu olması muhtemel)
 
10-Ya Önce:  Özcan Deniz(Bu film için düğün sahnelerinde sahneye çıktığı zamanlardaki gibi saçlarını uzatıp pembe takım giyecek), Deniz Çakır
 
PS: 2011 yılı içerisinde en çok izlenen 10 filmin seyirci sayısına göre yapılan sıralaması ve elde ettikleri gişe hasılatları şöyleydi:
 
1-Eyyvah Eyvah 236.678.019 TL - 3.947.988
2-Aşk Tesadüfleri Sever 21.910.790 TL - 2.418.090
3-Kurtlar Vadisi: Filistin 17.293.396 TL - 2.028.057
4-Allah'ın Sadık Kulu: Barla 14.152.755 TL - 1.988.122
5-Alacakaranlık Kuşağı: Şafak Vakti 11.168.736 TL - 1.240.189
6-Anadolu Kartalları 10.165.222 TL - 1.171.619 
7-Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde 13.168.062 TL - 1.170.783
8-Şirinler 11.494.491 TL - 1.140.489
9-Hür Adam 7.304.622 TL - 952.405
10-Ya Sonra 7.559.500 TL - 849.743

2011 yılında en çok satan albümler:P

Yıl bitiyo. 2011 yılında en çok satan albümlerin listesini yapiim dedim. Hepsini dinledim(:P) İngilizcem çok iyi diildir. Anladığım gibi yazdım:D

1) Adele (Li Men) - 21 cm (Özellikle Rolling Into Deep, Yeah Deeper Men, Deeper! parçası:P)

2) Mum(of)ford(er) & Sons - Sig me No More, only one time sig me, don't touch the machine, u will break down parçası)

3) Lil Waybe - Tha Carter ?Hımm is it a Cartier, not enough! (parçasını seviştikten sonra söyleyin o anlar)
4) Denyo West and Jay-Z - Watch the Train Like a Cow

5) Coldplay - Mylo Xyloto Cholate Cholate Cholete My Darling(feat. mustafa Topaloğlu)

6) Lady Gargamel - Turn This Way, Go go go, I'm at the Corner (parçası ile sevgilinize ulaşabilirdiniz)

7) Rihannanıdaalgit - Loud, Loud, Loud, Don't U Know Anything Else? (sevgilinizi susturmaya birebir)

8) (Man) Drake - Take Care, Don't Gare (Geğir okunur:P)

9) Katy Perriot of Regl - Teenage İnDream (Sadece BİM'de "indirim" reyonunda satılır)

10) Burun O Mars - Hakems & Hooligans (Çocuklardan uzak tutun küfür içerebilir, holiganlar klipte ass gösterebilir)

21 Aralık 2011 Çarşamba

Üç damla zevk suyu...

Özel bir üniversitede asistan. Yurtdışında master yapmış. Espirili. Ölçülü. İyi niyetli. Zayıf ama bira göbeği de dikkatten kaçmıyor. Beyaz tenli, seyrek saçlı, göçmen tipli.

Nasıl bu kadar hızlı ONS yaptığına şaşırıp duruyor yol boyu. Olur böyle vak'alar diyorum. Grindr'da resmen üstüme atladı yarım saat önce. Aslında yol boyunca iltifatlarına da devam ediyor. Keyifleniyorum ister istemez.
Adrenalin bağımlılığı aslında bizimkisi. Havadan sudan konuşuyorken elini kotunun üstüne götürüyor. Hayret ediyorum sertliğine. Cinsel gücüme güvenirim diyor. Abazanın tekiyim anlamına da gelecek cümle o anki açlığımla hoşuma gidiyor çünkü beklenti yaratıyor.

Eve girer girmez öpüşmeye başlıyoruz. Sonra soyunuyoruz bir yandan. Fazla büyük olmayan ama kalınca penisi bir direk gibi, olanca pembeliğiyle, hiç jilet yüzü görmemiş kasıkları arasında bayrağını yarıya indirecek ölmeye meyilli kahramanını bekliyor. O anda bu işlerin olmazsa olmazı prezervatif geliyor aklıma. Nereye koyduğumu bulamıyorum bir türlü. Sertliğimi yitirdim. Panikle dolanıyorum evin içinde: yok! Bende olacak diyor. Kalkıp sırt çantasını açıyor. Karman çorman çantanın içinde epey bir arıyor. O an dizlerini bükmeden belki de beni azdırmak için eğildiğini ve penisinden yere zevk suyunun damladığını farkediyorum. 3 damla...

Tekrar koltuğa geçiyoruz. Hiçbirşey az önceki gibi değil. Oldukça pasif davranıyor sevişmede. Açıkçası sadece yatıyor sırtüstü. Biraz bozulsam da zevk vermek için okşuyorum. Bencilliğinin farkında olduğunu belirtse de hiç bir gayret sarfetmiyor. Prezervatifin olmaması yanıcı heveslerimizi elektirikli sakar bir testere gibi buduyor. Bu detayı nasıl atladığımıza yanıp, yüzeysel sevişiyor ve ayrı ayrı patlıyoruz.

Temizlenip çıkıyoruz. Bilmediği bir diyarda onu otobüs durağına kadar götürüyorum. Bu kadar iyi olma diyor bana. Sen de diyorum, sen de...

20 Aralık 2011 Salı

Yeraltı Okumaları

2011 yılında en çok okunan yeraltı kitaplarını paylaşıyorum sizinle. Araştırın bulursunuz işportada:

1- Terbezi/Timsahın Gözyaşları – Yağan Yağmur
2- Üçleme: Hayat/Sünnet/Deniz – Ku Kulin
3- Bi'Cahillik Ettim Kitabı – John Lloyd – John Bitchson –
4- Şah ve Şahbaz – İskender Palabıyık

5- Haliç'teki Somonlar- Hanefi Balıkçı
6- Dildoperest – Elif Alacakaranlık

7- Sinemanın Işıkları Yanınca – Serdar Basılan
8- Lümpen – Can Dündar
9- Ye Dua Et Sıç, Bokunu Çıkar – Elizabeth Taylor

10- Varm-ı Esrar – Ahmet Umut
11- Bir Erkek İki Kadın – Melek Ulan'gay, Oya Baydar
12- S.kin Öne Eğilmesin – Tecavüzcü Coşkun
13- İstanbul İhtirası – Ahmet Umut
14- Büyük Yellenme – Kendi Sesinden Şeyler – Lazım Hikmet Kan

15- Platon Bir Gün Kolunda Bir Orospuyla Bara Girer…- Calvin Klein, Thomas Cathert
16- Cebelleziyet – 2. Kitap – Türk Mucizesi – Turgut Özkaraman
17- Hürrem – Motor Cariye – Demet Gümüşyeleklioğlu
18- Kıçın Ardına Bakmak – Bejan Mature
19- Başka ”De Ayrı, Ki Bitişik Yazılır” "ve Kendi Haline Bırakılır"– Kahraman Bayatoğlu
20- Gusülhane – Mustafa Ballıbaba


Bu da gerçek liste:
1- Aşkın Gözyaşları – Sinan Yağmur – Karatay Akademi Yayınları
2- Hayat Dürbünümde Kırk Sene – Ayşe Kulin – Everest Yayınları
3- Cahillikler Kitabı – John Lloyd – John Mitchinson – NTV Yayınlar
4- Şah ve Sultan – İskender Pala – Kapı Yayınları
5- Hüzün Dürbünümde Kırk Sene – Ayşe Kulin – Everest Yayınları
6- Firarperest – Elif Şafak – Doğan Kitap
7- Hayatın Işıkları Yanınca – Serdar Özkan – Altın Kitaplar
8- Lüsyen – Can Dündar – Can Yayınları
9- Ye Dua Et Sev – Elizabeth Gilbert – Pegasus Yayıncılık
10- Bab-ı Esrar – Ahmet Ümit – Doğan Kitap
11- Bir Dönem İki Kadın – Melek Ulagay, Oya Baydar – Can Yayınları
12- Başın Öne Eğilmesin – Bekir Coşkun – Bilgi Yayınevi
13- İstanbul Hatırası – Ahmet Ümit – Everest Yayınları
14- Büyük İnsanlık – Kendi Sesinden Şiirler – Nazım Hikmet Ran – Yapı Kredi Yayınları
15- Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer…- Daniel Klein, Thomas Cathert – Aylak Kitap
16- Cumhuriyet – 2. Kitap – Türk Mucizesi – Turgut Özakman – Bilgi Yayınevi
17- Hürrem – Moskof Cariye – Demet Altınyeleklioğlu – Artemis Yayınları
18- Dağın Ardına Bakmak – Bejan Matur – Timaş Yayınları
19- Başka ”Ayrılık Ayrı, Aşk Bitişik Yazılır” – Kahraman Tazeoğlu – Destek Yayınları
20- Zulümhane – Mustafa Balbay – Cumhuriyet Kitapları
 

19 Aralık 2011 Pazartesi

Operadaki arsız!

Tangalıayı X-coach bi mimimtrak hortlatmış: öp (noel) babanın elini!

1-Terfi ediim Noel baba yaa artık, na burama geldi(şeyimi gösteriyom burda)

2-Benim beğendiğim beni beğensin, beni beğeneni de ben beğeniim (nası olcekse artıkın:P)

3-Bu büyük beğenme öncesinde bi zenciyi de araya sıkıştırıver be Noel baba, ölceem gitçeem bi zenciyle yatmadım yazıktır günahtır bak:P

4-Dünyada barış olsun, balinalar ölmesin, bi gay bakanımız olsun, Berke'yle Cansu da ayrılsıni Berke gay olsun, evimiz neşeyle dolsun istiyoruummm

5-Fit olmak, göbeemden kurtulmak istiyorum ama bi o kadar da yemek istiorum(Zerrin Özer'in kulakları çınlasın)

6-Bu yıl çok geziim bööle oree-buree gidiim filan işte istiyorum

7-Borçlarım bitsin istiyorum artık Noel Baba yaa, çık şurdan 5-10 milyoncuk, hem bak Ramazan'da da vermemiştin öpünce elini

8-Şey istiyom ımmm, şey, bi araba, ama arka koltuğu geniş olsun accuk (anladın sen onu!)

9-Artık şu kütüphanemde bekleyen kitapları bitiriim bu sene yaa, hem eve gelenlere ayıp oluyo bak, bana zaman versen 24 saat yetmiyo, şeyy gece yarıları irkeklerle fingirdemekten vakit kalmıyo

10-Yaa Noel Baba yaptın bi iyilik bi de bana bi kere versene:P Ehiehi! Taam yaa ne vuruyon vurma şakaydı! Hem senin kıçında kıllar kadayıf olmuştur:P Ama o sakalları iki yandan tutup kendine çeke çeke ne vurulur ama puhahahahaha!

(Fucked by Kaju at Opera)
Bu mimi Bi'gay'e paslıyorum, alsın neresine sokarsa soksun ah pardon nası cevaplarsa cevaplasın!

Kazulet'in oku dediği...

Şu an deli gibi bunu okuyorum. Tanpınar üçlemesinin ilki. Ve inanmayacaksınız kendimden çok şey buldum. Edebi dili ise kaymaklı ekmek kadayıfı benim için... Behçet Efendi'nin babası Molla Efendi ile ilişkisinde kendi küçüklüğümü buldum mesela. Kitaptan bir de alıntı yapayım:

"...küçük bir kartpostalla büyük ve hakiki resmi de ayrıamazdı. Bu yüzden değil midir ki bazı nadir dostları, her bayram ondan aldıkları o yaldızlı İsviçre manzaralarına, tatlı ve baygın akşam denizinde gül pembe yelkeniyle süzülen sandallara, kenarlarına mavi, kırmızı kurdelalar geçirilmiş sepetlerden çıkmaya çalışan tombul kedi yavrularına, yahut ay ışığında karlı dağlar başında eşini çağıran geyieklere, , kısacası bundan yirmi yıl önce altındaki kalın yaldız yazı ile ıyd_i saidiniz(mübarek bayramınızı) tebrik eden , şimdi sadece bayramınızı ve yılbaşınızı kutlayan o karışık zevkli, fakat boş bir anı birdenbire telkin ettiği yaşama hazzı ve saadet hulyasıyla dolduran kartlara bakıp şaşırırlar, bu yaşta bir adamın böyle şeylerle uğraşmasını bir türlü anlayamazlardı...
.. Hayır Behçet bey ne bir sanat meraklısı, ne bir koleksiyoncu idi. O, sadece şairdi...."

(Kimbilir kaçınıza sıkıcı gelmiştir bu paragraf :DDD)

18 Aralık 2011 Pazar

Kazunun dinle dediği...

Bugün aldım CD'yi. Arabada harika gidiyor. Ama 24 saat de dinlenir kesinlikle... Zaten Radyo Voyage, favorim. Her fırsatta onu dinlerim.Onun sponsorluğunda Mehmet Yeşilçey'ın düzenlemeleriyle oluşturulmuş. Kimler yok ki içinde... Antonio VivaldiErik SatieGeorg Friedrich HandelGeorges BizetGiacomo PucciniGiulio CacciniGiuseppe VerdiJohann Sebastian BachLeo Delibes

 Ama bu son yapılan remix çok hoş olmuş. Ortaya çıkan ürün etnik ve klasik arası ve son derece dinlendirici gerçekten. Mutlaka alın derim!

16 Aralık 2011 Cuma

Giden gider kalan sağlar benimdir

Dün arabayla geçmiştim. TKTŞK'a cepten mail attım. 2-3 defa mesajlaştık. Sonunda 1 saat vaktim var gel dedi. 2-3 senedir gitmiyordum. Bulamayacağımı anladım, Çekmeköy'e yaklaşınca mail attım. Cevap yok. Bir daha attım. Bir daha... Cebimi yazdım beni ara dedim. (Prensip gereği cep tel vermiyordu ya) Aramadı. Onun semtinde arabayı sağa çekip bekledim mesaj yok. Geri zekalı! dedim. (Ona mı dedim kendime mi bilmiyorum) Siktiri çektim. Evime geldim. Açtım Fatmagül'ü takıldım öyle...

ÇN noldu diyeceksiniz. Bi ekme de ondan yana geldi. Hiç buluşamadık. Çünkü beyefendi ertesi gün görüşeceğimizi bildiği halde bir önceki akşamki yazmalarımdan isteksiz olduğuma hükmedip, arkadaşlarıyla Taksim'e gitmiş. Ben de "Sen bilirsin!" yazdım. Sildim onu kafamdan. Bunlar kendini ne sanıyor be? Bana Allahın dağında oturduğunu söyler sonra da 2-3 kişiye yalan söyleyip işten erken çık dersen yazışırken "oha !" derim tabii.

Neyse, daha ilginç haberlerim var size. Tuhaf şeyler öğrendim ve ne hissedeceğimi bilmiyorum. Bu çarşamba yine Kaleci Volkan'a gittim. Çok özlemişiz birbirimizi her yanımız morardı resmen. İlk sevişmemizde tepeden tırnağa terledim. O da şok oldu. Sanırım inlerken fazla oksijen çekiyorum içime. (Eheh fazlaca inlerim de huyum kurusun) Neyse, yine arada nescafe yaptı, antep fıstıklı çikolata eşliğinde konuşmaya başladık. Sıkı durun, bizimki meğer jigololuk yapmış geçmişte. İşin çok daha kötüsü kankamın partneri ile yatmış 300 TL'ye. Ben şok tabii. Bunları havadan sudan konuşurken öğrendim. Adamın evini, memleketini, tipini herşeyini tarif ederken öğrendim. İşin daha da ilginci arkadaşımı onunla çıkarken aldatmış partneri. Geçenlerde okumuştum birbirimize sadece 6 derece uzağız diye. Kaç 6 :))

Volkan'ı yargılamadım. Ona bakarsan ben daha çok kişiyle birlikte oldum. Tabii aramızdaki fark ben para almadım. Aslında garipsediğim tek durum sanırım şu: benden ona sadık olmamı istedi. Yani bunca haltı yapmış ve her fırsatta kimselere yüz vermediğini düşündüğümde bana garip geldi.
A)Bende özel bir şey buldu.
B)Beni kekledi.
Samimiyetine inanıyorum ama ruhunu aşındırmış bir insanın kendi için bu kadar sadık olacağı ne malum diye bir fikir geliyor aklıma.

Sanırım Volkan'ı önemsiyorum. Hala aşk diyemiyorum ama bağlılık yarattığı kesin. İkimiz içinde diğerimiz bir alışkanlık sadece belki. Çünkü ten uyumu dediğin şey kolay yakalanan bir şey değil. Sırtını okşamamı istedi benden. Her yanını öptüm, okşadım. Yine kusursuz güzelliğini seyrettim. Taş gibi sert ama o hala tatminsiz. Neyimi beğeniyorlar diyor. Kış günü bile body tshirtlerle geziyor. Protein takviyesi almadığı ve halter çalışmadığı için fırlak damarlı, 19 günlük şişirme piliç budu havası yok.Neler anlatıyorum ben yahu:)

Gelelim son tanıştığım ve bu akşam buluşmayı planladığım kişiye. Bakalım işyerinden izin alıp bana gelebilecek mi? Beni izlemeye devam edin.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Operadaki b.k!

Ahah! Biri fena çıldırmış. Cuma günü öğlen yemeğinde görüştüğüm ÇN pazar akşamı cebime mesaj atmış naber diye. Ben o sıralarda Citys'de fink atmakta olduğumdan kıçımdaki kıpraşmayı duymamışım.(Telefonun mesaj sinyali titreşimde de) E eve gelince de homini de gırtlak- tumba yatak yaptığımdan telefona bakmak aklımın ucundan geçmedi. E tabii size niye hemen yattığımı da anlatmam lazım di mi:)

Ooof of! Kahretsin pek yoğunum:P Cumartesi sabah erkenden kalktım. Uzatmalı kızarkadaşımla beraber kalmıştık. Önce yürüyüşe gittik sonra fitness yaptık. Sonra kahvaltı. Sonra kuzenlerle 1 saat havuzda yüzdük. Pazar günü yine erken kalkıp jogging+fitness... Üstelik 30 günlük programda yanlışlıkla 2. gün, 1. günün programının aynısını yaptığımızı farkettiğimizden 20 dak+20 dak karın çalıştık. Soğuk duşun ardından latin dansları kursuna gittik. Bu kez salsa ve cha cha yanında batacha da öğrendik. Aman o batacha ne zevkliymiş yaa... Çok sevdim. Müziği duyunca ister istemez insan ayak uyduruyor zaten. Ama işin matematik kısmı zor tabii... Bi de bizimki normalde baskın bi tip olduğundan işim daha da zor...

İşte kurs sonrasına denk geliyor Citys'e gitmemiz. Hanfendi kendilerine 2 elbise aldıktan sonra aç ayular gibi eve döndük. Ve heryeri aynı sızlayan ben ölü gibi uyudum. Ayrıca işe gelirken de uyudum:P

İşte bu mesajı görmeyip ertesi gün gördüğümde işyerinde yeni bir sürprizle karşılaştım. Yeni yürürlüğe giren bir uygulamayla, onayıma düşen toplu talepler... Hayır zaten  eleman eksiğim var bu aralar, çocuklara da pas edemedim. Oturdum kendim yaptım. Ama mail bile açamadım. Mailimi de blogumu da yeni okuyorum.

Ben böyle yoğunken ÇN cebime 3 mesaj daha atmış ve 3. mesajda "anladım görüşmek istemiyorsun, faktırgit" deyip olayı kapatmış. Öğle arası aradım açmadı. Aha da misilllleme yapıyor. (fazla misilleme olunca l'ler bol oluyo) Sonra mesaj attı, "cevap gelmeyince intihar ettim, hastaneye kaldırdılar" diye. Yemedim tabii. Gülücüklü mesaj attım. Arkadaşını götürmüş hastaneye. Dur bakalım yarın buluşmak üzere mesajlaşıp olayı bağladık. Eğer becerebilirsem akşam evine gidiceem. Olmazsa öğlen yemekte beraberiz.

Biriyle tanıştım cumartesi gec... Durun yaaa hemen üstüme gelmeyin. Tanıştım dedim sadece:D Ama hakkaten güzel çocuk:P Fransız gibi. Hatta İtalyan. Ama diil tabii... Bana bayılması da cabası... Yaa yaşlandıkça bana ilgi artıyo ona şaşırıyorum. Ne var lan bende? Bok mu var? Aklımı karıştırmaya utanmıyor musunuz? Bisktringidin beni raat bırakın. Ama dur yaa daha sevişmedim ki nereye kovuyom. Herkes sırasını bilcek kardeşim:D

9 Aralık 2011 Cuma

Operadaki maymun:P

Yine bizim maymun iştahlı kime aşık oldu diyeceksiniz:) Ben masumum yaa... baştan çıkarıldım. Nedense bende gelişkin bi 6. his var. PR'dan gelen daha ilk mesajdan pozitif elektiriği alabiliyorum. Aabi insan tipi bile olmayan birine aşık olabilir mi ya:) Neyse anlatıciim sabredin.

Her zamanki gibi bu hafta Fatmagül'de hangi sahneye ağlasam acaba diye çekirdeğimi yerken(evet çok ağlıyorum, evet çekirdek bağımlısıyım) bi yandan da PR'da gelen mesaj var mı gibisinden dolanıyordum. (Evet aynı anda iki işi yapabiliyorum:P) Derken efendim, ondan bi mesaj geldi. Normalde profilinde resim yok. Ama 2 resmini göndererek slm vermiş. Şööle bi baktım, güldüğü zaman çok hoş oluyo. Benim boylarımda. Esmer. Doğulu tipi var. Mesleğini de işçi diye mi seçmiş walla tam hatırlamıyorum. Bööle maço biri gibi göründü gözüme.

Haa bu arada o sıralarda msn açmışım bi yandan da işkembe çorbası gibi olan msn listemde bi takım adamlar online olup duruyorlar ama içlerinden sadece TKTŞK slm verdi. Ben de ona verdim usulen. Sonra her zamanki gibi bu gelsene hemen diye atladı. Hörrrsst dedim. Gece vakti nası çıkiim. Bu bööle azdıkça olmayanı oldurmaya çalışır canımı sıkar. Tamam 2 yıl önce çok güzel şeyler yaşadık. Karşılıklı çok zevk aldık ve birbirimizi unutamadık ama o zaman denk gelmişti işte. Allaan dağında oturuyor ve arabam yok. O zaman ayarlamışım bi şekilde. Biz bununla bi yandan bööle sen şöyle yaptın ben böyle yaptım...atışıyoruz. Ama onu özlediğim de aşikar. Ne biliim TKTŞK böyle bıdı bıdı kafamı karıştırıyorken bu şey çıktı, ımmm ne diyelim onaaa... adı ÇN oldun. ÇN bana hoş mesajlar göndermeye başladı.

ÇN ile msn verdik açtık cam. E açtığım an korkunç iltifatlar...Yine o güzel gülüş... Yaptığı işi öğrendim, İzmirli olduğunu öğrendim. E bi de onu biri aradı ses tonunu duydum. Çaldığı müzikler filan derken giriverdim havaya. Bööle ayaklar kesildi yerden. Bi baktık saat oldu 3,40.

Neyse diyeceğim bugün öğlen buluşaca....ktık amaaa şu an çaldırıyorum açmıyo. Uyuyakaldı sanırım. Geç kalkacaktı. Uyuyakalmıştır di mi? Yani ben aldatılmadım? Yok yok ööle biri diil. Pamuk gibi kalbi var. Çok düzgün bi çocuk. Yaşı mı? 30'a merdiven dayamış. Yaa ne biliim bi çay içelim bakalım yüzyüze de elektirik alacak mıyım.

Şimdi kıssadan hissli harikalar kumpanyası:
-Biri sana baktığında dünyanın en yakışıklı insanıymış gibi bakıyorsa,
-Samimi ve güzel gülüyorsa,
-Düzgün ve işi gücü olan biriyse o iş oluyo genelde. Yani tutuyor elektirik. Du bakalım görceez hep birlikte:)

7 Aralık 2011 Çarşamba

Operadaki Şair:P

Pistus ve Temizus:P geçen gün yazdığım şiiri merak etmiş. Paylaşayım bari dedim.

AZARTESİ

Kirlenmişliğimin deliğine yağlı sicim
Tenimi diktim
Günlerden azartesi
Tahammül sınırlarımdaki bekçiyi vurdum/beni asın!

Üç cemre fırlattım yukarı
Düştü yılan gibi toprağa, suya, düşe...
Bahar harlandı, su yuvarlandı
Döl maya tutmaz!

Ey oğul! Doğmadın bilmezsin yaşamayı
Doymadım bilmem aşkı
Duymadım, görmedim, sus!

Davullar çalına, şölenler verile!
Ölenlerle kolkola pişmanlığım
Kumadır aşka ihanet/beni asın!

De ki çölde külperest  akrep
Yeniden doğmaya yeminli
Sokar kendini azar azar

Gülperest çocuklar öldürdüm geceye
Boğa boğa tükürükle
Tarlamda korkuluğumu vurdum/beni asın!

6 Aralık 2011 Salı

Ödüle doyamadım. (Üstüne oturmuşum pardon:P)

Tanımam etmem ama sıkı takipçisiyim: depresifayu bana bir ödül vermiş, yani ÇOK YÖNLÜ BLOGGER ödülünü. İngilizce adı da pek manidar "VERSATILE BLOGGER":) (Lan o kadar belli oluyo mu :p)Kendisine çok teşekkür ediyor, boynundan öpüyorum. Ödülün de bazı kuralları varmış.
Kurallar:
1. You have to thank the person who gave you the award and link back to their blog.
Bana gönderen kişiye yani canım arkadaşıma teşekkür ediyoruz :P
2. Share 7 facts about yourself.
Hakkımızda 7 sey yazıyoruz
3. Send to 10 other bloggers whose blogs you love, appreciate and tell them you've given the award.
10 begendiğimiz blogger arkadaşımıza gönderiyoruuuzz. (Hiç acımıycek korkmayın)
hakkımda 7 (muzır) şey
1-göğüs uçlarımdan çabuk tahrik olurum(bilin de belki bi gün lazım olur hohoho:))
2-boynumun yalanmasından çok tahrik olurum(yalayan kişinin insan olması tercih nedenidir:P)
3-bulge görmekten çok tahrik olurum(bulge'ı bilmeyenlere de kıl...)
4-kategorize edecek kadar belli bir tipim yoktur(bak şimdi yanlış anladınız hemen. yani esmer-kızıl-sarışın farketmez anlamında şeettiydim)
5-bir adet porno filmim var:) (başrolünde olduğum yani:P)
6-bazen ağlarım (hehe orgazm olurken diyom huuu!)
7-20'li yaşlarda kuzenimin penisiyle oynadım accuk o uyurken(yuhh diyen kimdi?)
şimdi de benim adaylarıma geldi sıra:
-sanırım en başta o gay ben de... olduğuna hemfikirizdir:P ogaybendesözlük.com gibi bişii:)))
-sonraa Patrick'in Dünyası kitaplar, filmler, müzikler, hayal kırıklıkları, öğretmenler cirit atar yazılarında

-sonraa bi-seksüel aşure gibi 365 gün anasını satiim blogu. yıldız tilbe, alana kutluğ akman veriyolar uğrayın bloğuna:P

-sonraaa bi'gay (vicdani red mi ararsın, atatürk mü, bilim teknik mi, kitap mı, futbol mu, depremzadeler mi :))

-sonracığımaa pistisvejanus filmler, fotoğraflar, herbişeyler...

-sonra the king var. yazılarında da kedisi osman, arabası, yunan adası, duygu nadası, engellisi var:)

-lan çorbaşık serhat bak sadece torpille alıyom seni bu listeye, çorbaşık güncen iyice yavanlaştı haberin olsun. (lan derim ben, kızmazsın sen kızmazsın:D) hayatın aksiyon olduğu için, versatile blog oluyo otomatikmen

hadi bakalım pamuk eller göğüslerime, pardon klavyelere:DDDDD
operadakihisterik'ıl :P

1 Aralık 2011 Perşembe

Operadaki muh(a)bir:)

Bugün kazucuk çok meşgul. Uzun bi yazı beklemeyin benden. Kısa kısa haberler vereyim.

* Dün akşam Volkiyle buluşamadık. İşyerindekiler terkedememiş bi türlü ben de geç kaldım.

* Kahvaltı ettiğim/etkilendiğim adamı aradım cepten akşam. 8 olmuştu hala çalışıyordu. Ses tonum donuk gelebilir işteyim yanlış anlama sakın dedi. Çok hoşuma gitti böyle söylemesi.

* İşyerimden 2 beklentim var bakalım nolacak: 1) ipad2 verecekler (onlar vermiyordu da ben cazgırlık yaptım sözünü aldım/sipariş verilmiş stokta yokmuş dendi) 2) yılbaşında terfi edebilirim

* İşyerime yeğenimle kızarkadaşı geldi, ağırladım, sevindi yavrucaklar. (Yeğenimin ev arkadaşı da hoş çocuk bu arada, Clark Kent gibi:D)

* Annemler arabayla geziyorlar ve sesleri çok iyi geliyor. Anneme çok düşkünümdür onun sesi iyi olunca ben de kendimi iyi hissediyorum.

* Dün kendi ipadimden işyerinde grinder'ı yükledim 2 dakkalığına baktım bi de ne göriim: 9 metre uzakta bi gay var. zor kapadım:)) (adam sadece ağzını koymuştu tanımıyom gerçi o ağzı:D)

* dün bi şiir yazdım uzunca bi aradan sonra nihayet.

bööle işte blogcanlar:) lan bayaaa uzun bi yazı oldu maşallah. geveze herifin tekiyim.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...