30 Kasım 2011 Çarşamba

İnsanlar niye yargılar?

Şu sidikli(banyoda işeyen) beni ot gibi buldu. Sebep? Bara gitmiyor, dışarı çıkmıyormuşum. Nedir bu şimdi? Böyle mi yargılanır insan? Ona o an anlatmadım "bukadarcık" olmadığımı. Ama insan göründüğü kadar mıdır?

Ömrüm kendimi insanlara ispatlamakla ve herkesle iyi geçinmekle geçti. Çünkü ciddiye aldım onları. Küçük yerden gelme alışkanlığımla "ne derler?" diye kastım kendimi. Şirin görünmeye çalıştım. İyi mi yaptım: hayır. Kişiliksizleştim zaman zaman. Ama insanlar tanıdıkça şaşırdılar. Yolda kitap okuyarak yürüdüğümü görüp güldüler. Yaptığım resimleri yere göğe sığdıramadılar. Şiirlerimi istediler. Öykülerimi okuyunca neden kitap yapmıyorsun dediler. Taklitlerimi şakşakladılar. Stilimi kıskandılar. Onlar için yaptığım fotoğraf sunumlarına şaşırdılar. Danslarımı görünce ders almak için sıraya geçtiler. Sinemasal hafızamla eğlendiler.

İnsanları ötekileştirmek kolay. Bunu ben de yapıyorum zaman zaman. Bu blogumu "arkabahçemdeki oyunları göstermek için" açmıştım. Ama çizdiğim tablo da canımı sıkıyor. Keşke ONS(one night stand) denemelerimi duygusuzca yapan biri olsaydım. Matematiğe dönüştürebilseydim sexi. Ama değilim işte kahretsin ki. Geçmişle bağımı koparamadığım için çorbaşıklaşıyorum. Çünkü hala tavır koyamıyorum. Tavır koymanın getireceği pişmanlıktan korkuyorum ben aslında. Nasıl ki hiç bir müsveddemi atamıyorsam... O son pişmanlık gözümde büyüyor hep. Belki dinle olan göbekbağım etkiliyor beni çok. Kendimi çok yargılayıp, çok hata yapıyorum. Rahat değilim blog. Rahat görünüyorum.

İnsan yaşantısını şak diye değiştiremiyor. Düşlediğim hayatı yaşayamayınca, yaşadığım gibi düşünüyorum. O zaman alternatif yaşamım imrenilenilecek bir hayal oluyor. Çizgiyi aşıp arada o noktalara dokunup, elimsende! demek hoşuma gidiyor. O kadarcık özgürlükle yetinmeye alıştım. Çok uzun vadeli planlardan vazgeçtim.

Günah çıkardım peder farkındayım ama çok tatlısın:) Ne dersin birlikte olur muyuz:))))))))

Operadakiçılgın :P

29 Kasım 2011 Salı

aşkta kaçan -itinayla- kovalanır

- bana popçuasker(poppers) tattıran partnerim 24 saat msnde online. cep telefonunda yüklüymüş msn. ne zaman msne girsem orada olduğundan slm vermiyordum. anam bu bi trip yaptı sormayın. iyi de senin zaten bi sevgilin var. ne biliim ben, onun yanındasın belki o an. her dakka slm mı yazıcaam aaa! bozdum ben de bigüzel.

- kaleci Volki'yle yarın buluşma günümüz. bakalım nasıl gelişecek olaylar. özledim onu. bak ne güzel Volkiciğim üstüme düşmezse böyle daha değerli oluyo.

- şarkıcı exaşkım da msn'den ha bire evine çağırıyor ama ona harbiden gitmek istemiyorum. onunla geceleri ağladığımız zamanlar bile olmuştu duygu yoğunluğundan 5-6 yıl önce ama bitmiş. his yok.

- hayranı olduğum babyface çocuk var, benden hoşlanıyor ama buluşmaktan kaçıyor naapıcaam ben bilmiyorum. üstelik kendini kötüleyip duruyo. böyle yaptıkça gözümde büyüyor tabii. çocukta şeytan tüyü var sanki. her gün girip profiline bakıyorum manyak gibi. üfffff! işte harbi aşkta kaçan kovalanır olayı bu.

- hani tuvalette öpüştüğüm çocuk vardı ya, onunla denk geldik geçende grindrda. beni görmek istiyo, borcum var sana diyo. görüşür müyüm? görüşürüm. bööle de pis bi huyum var. belki de görüşmem. dengesizim. ne güzel konuşmuştuk onunla 3 saat. samimi.

- AVM'de buluştuğum son kişiyi ise aramamak için kendimi zor tutuyorum. İşin komik yanını sööliim mi, o içinizden birine de çok benziyor:)

- bak böyle altalta yazınca kendimden tiksiniyorum ama ben buyum da diyemem. yani bu kadarcık değilim. ben ne aradığını bilmeyen, aradığını bulamayan, aradığını bulunca ne yapacağını bilmeyen, aramaktan bıkmayan garip bi mahluğum. artık kafanızda kimbilir nasıl bir kazu var. bi de günlük hayatta görseniz siz beni. sümsüğün tekiyim lan. bi tekme at geç yanından.

operadaki civciv

twitter hesabı açtım lan. ama uzun oluyormuş nickim operadakikazu olarak kaydolabildim ancak. ilk 3 tweetimi görmek işin şurayı tıklarsınız artık. tuvaletteyken aklıma gelen aforizmaları okursunuz:P
lan millet uzayda 69 yapıyo ben daha yeni giriyom tweetera. hay beni naapiim. başka ne var girilecek oluşum, yazın bu arada da, onlardan kusur kalmiim. haa ben hala bi gay bara girmedim bu arada. bakalım ne zaman girceem. ya da girceem mi? orda hayat erkeğini tahmin etmece oyunu oynamayı düşünüyorum:) geçenki banyoda işeyen sümüklü bi ara illa bara gidelim diye tutturdu. istemedim.

bu arada bizim siteden 2 gay daha çıktı. bereketli site walla. siz de taşının sitenin adını değiştirceez. ne demiş gay atalarımız: birlikten orgy doğar:)))

kendime notlar:
çocuğum olursa adını gaybars koycaam. bak gaybüke de olur:P

28 Kasım 2011 Pazartesi

Operadaki şanssız :(

Şimdi şöyle bişii oldu blog. Ama bak yargılamak yok tamam mı? Yoksa bi daha sana bişi anlatmam. Sakın aklından bile geçirme sen iyice kaşar oldun falan diye tamam mı? Aferin akıllı ol, şeyimi ye:)

Şimdi ben grindrı keşfettim ya(haa bilmiyosun sahi di mi, kusur kalamam hiç bişiiden), arada yükleyip "albüm" gibi resimlerine bakıyom. Sonra kesik kafalılara kafa takıyom, karanlıkları seçmeye çalışıyom filan kafamdan. Eğlenceli. Bi o kadar da sıkıcı. Neden? Çünkü hepsinin g.tü kalkık. Ya da Profilimdeki bişii onları bayaa bi korkutuyo. (Keşke şeyimin boyutlarını yazmasaydım:PPP Sonra siliyorum uygulamayı. Sonra bi ara tekrar yüklüyom falan filan. Ama hırs yaptım burdan birini ayarlıcaam diye. Ya da hırs diil de 6. his belki. Kesin bi alıcım çıkacak ben kör bitli baklaysam diyom. Neyse...

İlk önce geçenlerde şööle bişi oldu. Bi baktım 1,3 km uzaklıkta (yani kıçımın dibinde) biri var. Ah bi de yakışıklı. Ağzı var dili yok derler ya, bunu ağzı var gözü yok. Çünkü resmi ordan kesmiş. Ben buna yazıldım abi. Tokudok diye cvp geldi. Aaa hayret dedim. Neyse al papazı ver kızı gidiyoz, resim istedim onu da gönderdi. Benim neyim eksik dedim ben de gönderdim. Resimler 1-2 derken oturduğu yeri söyledi. Resimlerde de tanıdık bişii var ama tam çıkaramadım. Adını söyledi filan. Bööle ampul yandı ama henüz 10 mumluk. İşini sorduğum an hatırladııım.

Dedim biz tanışmıştık. Error verdi bu. Hatta dedim seviştik:D Neydi, nasıldı filan derken hatırladı puşt. Ama formatlamış mı artık, iz mi bırakmadım anlamadım. E accuk bozuldum ama renk de vermedim. Neyse asıl konu o da diil. Dedim ne arıyorsun burada? Bi arkadaşıma geldim dedi. Nerdesin dedim. Ana! Benim site. Bizim sitede 2 gay var dedim. Biri yurtdışında, diğeri yaramaz dedim. Sonra anladım ki onda kalıyor. :)) Niye onda garip şeyler hissettiğim için uzak durduğumu anlattım. Ama bu taraf olmamak için konuya uzak durdu. Sonra bi şii yazmadı. Öööle kaldı.

2. vukuata gelelim. Geçen gece sabaha karşı birine mesaj attım. O bana yazdı derken aman biz bi kaynaştık. Ama sanırsın 40 yıllık kankayız hissi geldi kiraladı içimi de 2 aylık peşin, 10.000 USD depozito aldım:P Ona akıyorum resmen. O da ben zevk aldıkça tüm resimlerini göndermeye başladı. Sabahın 5'i oldu mu diyim. Yani gel dese gidiceem da uyku tatlı. Sabah kahvaltıya gel dedi.

Ertesi sabah 11 gibi uyandırdı beni. Buluştuk bi AVM'de. Daha uzaktan kestim. O kadar tatlı ki, içinesokası geliyo insanın. (Fesatlaşma hemen, sevgi ifadesi o. ) Kahvaltı edecek bi yer yok burda dedi yürüdük biraz. Oturduk karşı karşıya. Ama nası tatlı. İşin garibi ortak çok yönümüz var. Şiir yazıyo filan. Ben de yazıyom hatta dergilerde yayınlandı deyince daha da ısındı bana.

Sonra eve gittik. Meğer ev arkadaşı varmış. Sevgilisiyle yaşıyor dedi. Ben onları straight ilişki sandım meğer gaylermiş. Neyse evde yoklardı. Oturduk ben bilgisayarımı götürmüştüm işlerim vardı. Onu yaptım filan. Bu da kendininkini açıp resimlerini, yaptığı klipleri filan gösteriyor. Nasıl kıskandım anlatamam. Harika şeyler yapmış. Yaratıcı ve zevkli. Duygusal derinliği var. Ev soğuktu bana bi hırka getirdi kokladım. Ama tamamen onu hissetmek için. Korktu, üzüldü filan yok dedim titizliğimden değil seni hissetmek istedim dedim. Neyse onu izle bunu izle derken, benim gitmeme 1 saat kaldı. Sonra oturacak bi yer olmayan yere geçtik:))) Benim için ilk defa giydiği kilodu gösterdi. E ben de gösterdim. Bööle odanın ortasında çıplak birbirlerine MEN IN DON filmini çektik filan. Üşüdük yorganın altına giriverdik. Ona sarılmak nasıl güzel bişiii... Kemiklerini kırıcaam. Yoksa...Ayılık benim hamurumda mı var?

Neyse yorgan altında ayıp şeyler yaparken sokak kapısı açıldı. Eve biri girdi. Ev arkadaşı(ymış) tabii. Bende konsantrasyon gitti. O boşaldı ayaklandı. Beni boşaltamadığı için özür diledi. Aslında sinirlenmem gerekirken hiç bi kötü his yaşamadım. Önemli diil dedim. Sonra duş için kalktım ben de. Arkadaşı salondaymış. Benim bilgisayar açıktı. Hatta feysim de:) Çocuk da aynı model olduğu için kendisinin sanıp aşağı inmiş. Sonra farketmiş. Ben banyodayken anlattı, özür dile diyor, ben duyuyorum.

Neyse çıktım. Giyinip mutlu mutlu arabama gittim. O da beni geçirmeye çıktı. Mutlu mutlu ayrıldım.

Buraya kadar iyi. Sonra gece yine yazışmaya başladık. 6. hislerim güçlüdür. Dedim ne düşünüyorsun? Kararın ne olursa olsun saygı duyacağım. Dürüstçe herşeyi anlattı."Bağlanma beklentini karşılayamayabilirim." dedi. O an herşeyi anladım. Biraz deşeleyince bir ilişki yaşamamızın imkansız olduğunu anladım. Gerçi bunu anlayamamak da imkansız ama işte... Etkilendim işte. Hiç olmazsa beni hayatından çıkarma şeklinde kurban pazarlığını bağladık. Yine o koca öküz gelip oturdu göğsüme: keşke başka zamanda, başka yerde, başka şekillerde tanışıp yelkenimizi aşkla doldurabilseydim.

Aklımdan çıkarmam lazım onu. Zamanla öğrenecek yüreğim. Sen bişii deme blog, ben alıştıra alıştıra söylerim.

26 Kasım 2011 Cumartesi

Operadakimanyak

Yok baba yok. Beğenmedim. Allahtan gitti evine.

Sigarası gercekten sınır bozucu. Pis kokuyor. Ağzı bozuk. Fazla alingan. Fazla rahat davrandı. Hatta dusta isedi. Hele donu... İyyyy... 3 tllik donlardan. Efendim pisim yapmismis da ondan giymismis. Kıçımın kenarı.

Salaksin sen oğlum kazu. Safi salak! Hiyarim var diyene tuzlukla koşarsan böyle olur. Biri beni dövsün.

Yalnız tam evine bırakacağım cep telefonumu bulamadım evde, kötü hissetti kendini, hırsız sanacağım diye. Hissetsin pust!bu kanepe sert beni eve bırak dedi gecenin 2,30'unda salak! Hukuk bitirmiş ama cebinin pin kodunu ezberleyememis.

İyi sevisiyor demismiydim:))))))) manyaksin sen kazu. Dengesizsin!

Dün gece biriyle...

4 saat uğraşıp birini buldum dün gece. Sigarasını saymazsak herşeyi yeride. (Herşeyi dedim:) anladınız siz onu)
Çok güzel sevişiyor, ses tonu mükemmel, sohbeti tadından yenmiyor, kariyeri de var. Daha ne isterim?

Ne isterim önümüzdeki günlerde göreceğiz hep birlikte:)))
operadakispeedy:P

24 Kasım 2011 Perşembe

bu da bööle bi şii işte

inanın hiç ama hiç hatırlamıyorum, msn listeme nereden eklediğimi. bir gün biri online olmuştu. laf attım tanışma faslına geçtik. şaka gibi ama sanatçı olduğunu söyledi. resmim yok ama sitem var dedi. ana çıka çıka faruk k çıkmasın mı:))

işin kötüsü avatarımdaki resmimi beğenmiş tutturdu illa gel bi kadeh şarap içelim evde diye. zor kurtuldum elinden.

ama daha az ünlü bi-iki sevgilim oldu. biri popçu biri tiyatrocu.

aklıma geldi: ferdi özbeğen, orkestradaki çocuklara hadi gel bize gidelim dermiş, onlar da yok derlermiş. o da tarihi bi laf etmiş: "korkmayın oolum 6 defadan önce bişii olmaaaazzzz!"

22 Kasım 2011 Salı

operadaki paparazzi-2

Son günlerin gündeminde malum:

Bizde durum nedir diye bi araştırma yaptım.
Tiyatro sahnesinde sanat için yapmayacağım yoktur diyenlerden bakın kimler çıktı:

Buğra Gülsoy

Ahmet Sağlamer
Aklıma geldi sahi, bunu bilmeyen var mı?
Bu sahnenin sonradan şu resmin katlanarak elde edildiği ortaya çıkmıştı:

Tarihten sayfalar:))

Tarif ettiği gibi sokağı ve apartmanı buldum. Zilde ismi yoktu. Telefon açtım otomata bastı. Bodrum kattan geliyordu sesi. Doğrusu ya GR'da gördüğüm ve hayal ettiğim daireye benzemiyordu. Tek başına yaşadığını söylemişti ve o fotoğraflarda ortalık muhteşem romantik görünüyordu. Daireden içeri girdiğimde sebebini anlamakta gecikmedim. Korkunç karanlıktı. Boncuk kakmalı avizenin içine iyice gücü düşük ampuller takılmıştı. Kapıdan lank diye salona girmiştim. Sokak kapısına sırtını vermiş bir kanepe görünüyordu. Biraz daha ilerlediğimde etrafta dağınıklık kendini belli ediyordu. Pencere yoktu sanki. Olsa da güneş alması imkansızdı.

Uzun zamandır yazışıyorduk. Bana karşı nazik ve arzuluydu. Etkilenmiştim. Oturduğu semt oldukça düzgündü. Büyük bir şirkette denetçi olarak çalışıyordu. Ulan rafine bir tipti, her akşam arkadaşlarıyla spora filan gidiyordu derken bu pasaklıyı mı bulmuştum? Benim boylarımda, sıradan biriydi. Oldukça sıcak davranıyordu ama bir yandan da bir şeyler yapıyor, oradan oraya koşturuyordu. Dolabı açtığında yıkanıp bumburuşuk olarak katlanmadan tıkılmış sürüyle giysi gördüm. Bana bir pijama altı verdi, giydim.

Karşıda TV sehpasının içinde klasik radyo görünümünde Mudo Concept'ten alındığı anlaşılan bir CD player vardı. Ona bakmak üzere yere diz çöküp kurcalamaya başladım. Doğumgününde almış arkadaşları geçen gün. Açmak için kurcalarken gelip arkama diz çöktü ve gösterdi. Kabarıklığı arkamda hissediyordum. Tahrik olmuştum. Kalp atışlarım hızlanmıştı. Gel dedi yatağa geçelim. Küçücük bir mutfak, küçük bir tuvaleti geçip sadece çiftkişilik bir yatağın sığdığı ve ayak ucunda boyaynası olan odaya geçtik.

Odaya geçince ışığı söndürüp yorganın altına girdi ve sarıldı. Oradan buradan konuşurken uyuya kaldığını farkettim. Gece boyunca tahrik olmuş olarak öylece yanımdakinin bedeniyle oynadım. Ama çok da umut yoktu. Gece sabah karşı tuvalet için uyandım. Yanına geldiğimde onu uyandırmayı başardım. Aynada sevişen kendimi sobeledim ve sabah işimize gitmek üzere ayrıldık. Cep telefonumu onda unutmuştum ve telefonunu bilmiyordum. Allaam ne salağım ben yaa... Gidip evinin karşısına park edip bekledim. 7-8 civarı geldi. Şaşırdı. Durumu açıkladım.Telefonumu verdi. Ve son derece soğuk bir sesle hemen arkadaşlarıyla buluşmak üzere çıkmak zorunda olduğunu söyledi. Gitti. Öylece gitti. Gidiş o gidiş...

21 Kasım 2011 Pazartesi

operadaki kitapkurdu

kitapkurduyum ben. kitap yemeyi seviyorum :) yemek derken: kitap benimle her yere gider. içi dışına çıkar. çay damlar, yağlanır, katlanır, sperm olur(abarttım)... umrumda olmaz. önemli olan okumak. kitap delisi değilim ki. kitap delileri yeni kitap kokusunu sever mesela. ya kırışmasın diye özenle okur, ya da yedeğini alır kütüphanelerine saklarlar.

ben okunmuş kitaba da karşı değilim. işlevi önemli kardeşim, boyu değil! bazen 2. el alırım. korsana da evet aabi. cebime kim koyuyor maaşımı, popüler yazarlar mı?

şu an başlanmış 2-3 kitabım var ama üremiyor. yine dağıldım ben. 5 yabancı-2 yerli dizi-10 porno sitesi-4 profilli 1 gay sitesi-fotoğraf düzenleme programları arasında. noolcek benim halim bakalım.

işyerimde kleist'in locarno dilencisi, tampınar'ın mahur bestesi, arabada adıvar'ın sinekli bakkalı, tuvalette kemal'in ince memet'i var. bakalım hangisi bitecek önce. belki de hiç birine yüz vermem Dante Klübü'ne başlarım. çünkü son okuduğum 5 kitap da gerilim türündeydi. onlar bu dağınıklıkta kolay okunuyor. hatta bişi sööliimmi: şimdi siparişim geldi sanırım bu akşam onu bitireceğim. zaten 180 sayfa. sonra da kitabın filmini indirir seyrederim: neil gaiman'ın Koralin ve Gizli Dünya'sı.

haa bi de okuduğum kitapların envanterini çıkarmaya çalışıyorum. hatırlayabildiğim kadarıyla çocukluğumdan bu yana 421 tane kitap okumuşum. ama hatırlayamadıklarım da vardır kesin ödünç aldığım ya da arkadaşlarıma verdiğim.

okumak derken bu aralar yazmayı bıraktım yaa onu naapçaaz? şiir iyice küstü bana, sadece geçenlerde 1-2 şiir yazdım. ama öykü yazmaz oldum. deneme ve eleştiri de öyle. bi arkadaşım var yazamıyorum deyince "mutlusundur ondandır" dedi. sanırım haklı. acı yoksa kas da yok pardon yazı da yok:)

çok komik bişi oldu geçen gün. yazdığım hikayeleri unutmuşum. bi öyküme başladım resmen acaba nası bitecek diye merakla okumuşum. o derece kopmuş devreler:)

19 Kasım 2011 Cumartesi

Bunu da yaptım:S

Hani "kafan karıştı" konulu şu yazımda bahsetmiştim. İşte o arkadaşım geldi seviştik. Bugün yalnızdım da... O da yelken yarışındaydı, akşamı zor ettim. Beni bilmediğim bir şeyle tanıştırdı:poppers. Ama poppers olmasaydı o kalın şeyi içime almam mümkün değildi. Güzel bi sevişme idi ama bunu denemk zorunda mıydım? Kafam karışık biraz. Tabularımı aşmak zor. Şu an mutluyum. Düşünmek istemiyorum. Düşündükçe pişman olacağımı biliyorum içten içe:S

18 Kasım 2011 Cuma

operadaki karikatürist:P

Bugün karaladığım bir çizimi paylaşayım dedim:) Nasıl?
Ben toplantılarda sürekli bir şeyler karalarım. Çoğu kez de arkadaşlar el koyar. Bunu da arkadaşım  almıştı,ın panosundan fotoğrafını çektim. İleride paylaşırım diğerlerini de.

17 Kasım 2011 Perşembe

operadaki paparazzi:)

Bugün 2. postum olacak ama sabah Doğuş'un sarı çiçekli resmini görünce, yarı çıplak popçu ve topçularımız için bir hafıza zorlaması yapalım dedim:)








Nereye gidiyo bu ilişki lan?

Dün yine olağan çarşamba buluşmalarımızı yaşadık Kaleci Volkan "aşk yuvamız" adını verdiği yerde. Sanırım 1 ayı aşkın süredir beraberiz. Her zamanki gibi en sıcak öpüşleriyle ve kucaklamalarıyla karşıladı beni. Baştan çıkarıcı hareketler yine aynı sonla noktalandı:)

Sonrasında bana elleriyle nescafe yaptı ve yine karşılıklı hayatlarımızı anlattık. Beni en çok yakalayan da bu işte. Onun o sıcak, samimi halleri. Birbirimize aile fertlerimizin resimlerini gösterdik. Eskilerden konuştuk.

Çok ilginç bir kişilik aslında. Dikkat çekmeyi seviyor ama bir o kadar da sert duruşu. Vücuduna bakılması hoşuna gidiyor. Ama dokunulmasına izin vermiyormuş. Mesela yalnız başına gay barlara gidip köşede etrafı izledikten sonra kimselerle konuşmadığını anlatıyor. Hiç kimseyle bardan ayrılmadığına yeminler ediyor. Cool yani. (Ama hep dedim ya size konuştuğu an karizma gidiyor zaten. Hem sesi ince kalıbına göre hem çok hızlı konuşuyor kıt kelime haznesiyle.) Metrobüse binince hemen kapşonunu indirip kendini kulaklıktan gelen müziğe verdiğinden bahsediyor filan. Böyle olunca beni bu kadar çok beğenmesinin nedenini merak ediyorum içten içe. Ha bir de erkeksi-maço tiplilerden hoşlandığından bahsediyor. İlginç yani. Efemine gaylerden nefret ediyor.

Onu yarı analiz ediyor, yarı hayranlıkla izliyorum. Ona gösterdiğim bir kaç hareketle vücudunun nasıl daha da geliştiğini gösteriyor. Ben de o anlatırken dokunmadan duramıyorum.

Böyle işte... Ne diyorsunuz:))

16 Kasım 2011 Çarşamba

Heey ben rontçu gördüm:D

Dün akşam işim vardı Capitol'e gittim. Trafik felaketti. Servisi kaçırıyorum diye ekranın kapatıp arabaya atladığımdan sıkıştım ve Capitol'e girer girmez kendimi tuvalete zor attım. Pisuvarlara yöneldim aceleyle, 2 kişi arasına yerleştim. Aaa sağımdaki 25 yaşlarındaki uzun boylu çocuk resmen benimkine bakıyor. Öyle de cool ki... Ben de hissedip resmen çocuğun gözlerine baktım. Hiiiiiiiiiiç tınmadı bile. Son damla olayını biraz uzatıp zevkini arttırdım ama kıl da oldum çocuğa. Bi de heyecan bastı ki sormayın. Sanki bakarken basılan benim. Kabul ben de çaktırmadan bakarım fırsatını bulursam ama bööööle cılkını çıkarmam. Bir anlık bakıştır yani.

Neyse hareketli bi yer olduğundan daha da uzatmadan lavobaya gittim. Ellerimi yıkadıııım, kuruttuuuuuuum, saçımı düzeltiiiiim, oyalanıyorum geldiği yok. Anladım ki bu artık kaşarlaşmış. Diplomalı rontçu. Sonra kapıdan çıkmama yakın geldi kağıt koparıp ayakkabılarını siliyordu bana bakmadan ki ben çıktım.

Ama kalbim çarpa çarpa tam wc'nin çıkış kapısına bakan masaya oturup beklemeye başladım. Amacım çocuk çıkıp da bana bakarsa konuşup "röportaj" yapmak:D Ne oldu dersiniz? Bekleee bekleeee bekleee, çocuk çıkmadı. Haaaaaa dedim bu saatlerdir burada, elini yıkayıp yıkaıp yeni avlar peşinde.

Ne yaptım? Gözümü karartıp yine girdim. Baktım yine seninki ortaya konuşlanmış yandakininkini kesiyor. Ama girdiğimi gördü. Surat yine pokerface. Hiç tepki yok. En dibe-yani onun sağına geçtim. Çıkardım malı. Bekledim. Ne yaptı dersiniz? Hiç bişiii.... Abiyi rahatsız ettim:) Keyfini bozdum. Beni bakmayarak cezalandırdı pezevenk:)) Şöyle bi dönüp ilgisizce suratıma baktı, kafasını öte tarafa çevirdi. Baktım oyunuma katılmadı, götümü ye diyip(içimden) toparlandım çıktım. Kimbilir daha ne kadar kaldı orada.

Bu da bana komik bi anı olarak kaldı:)) Haa bu arada pisuvarların üstündeki panolarda resim sergisi vardı. Biri ilk kişisel sergisini açmış. Gerçekten.

14 Kasım 2011 Pazartesi

CİNSEL SORULARA CEVAPLAR

anüsismus var mıdır?

vajinismus varsa anüsismus da vardır herhalde diye düşündüm. sonra dedim ki yok lan, azgın bi gay her zaman azgındır. ha doğuştan anüsismus olabilir ama sonradan olunmayacağı açık:))

viyagargaraya gerek var mıdır?

bence gerek yok. insan kendini gargaraya getirip sex hazırlayabilir. nerden biliyosun diyceksiniz:) geçen akşam gay.zap mı man.zap mı ne o açıldı porno izlerken. du bi takıliim dedim. birbirinden ucubik bi sürü zenci, latin, uzak doğulu, slav, norbikler arasında zaplarken zaplarden biri bi cümle attı Türkçe. aha dedim, bi Türk var. ama onu göremeden başkasına geçmiştim bile. neyse. hemen başucumdaki kitabı alıp yüzüme kapadım. az sonra bizim Türk kitap kapağını okuyup başladı laf atmaya. onun sadece yakın çekim ufaklık meydanda. ufaklık diyorum ama lafın gelişi... 19 cmmiş:) neyse çok entelsin flan yazdı. bu hafif hafif okşuyor. ama asılır gibi değil. ben de hemen cam'i aşağıya indirdim. benimkine bakıp sıvazlaya sıvazlaya boşaldı bizimki. sonra yazmayı kesmedi. aslında gay olmadığını, kız arkadaşından yeni ayrıldığını filan söyledi. biseksüelim diyemiyor henüz ama aslında öyle. bi de yüzünü göstermeyip kimliğini inkar halinde. üstelik de akademisyenmiş. neyse biraz daha yazıştıktan sonra tekrar camı önüne getirip, bana bakarak sıvazlamaya başladı ve 1 dak içinde usulca okşarken boşaldı. işte % 100 beyin gücü:))

sex manyakları kaça ayrılır?

ohoo türlü türlü. hani manyak dediğime bakmayın mania'dan sözediyorum. bence ikiye ayrılır, anlayabildiklerim ve anlayamadıklarım. bugüne kadar bir türlü aklımın ermediği 2 manyakla karşılaştım biri bilmemne marka ayakkabı ve hafif transparan çorap giymiş ayak fetişisti idi. diğeri de spermini yalasana diyen lavuk. diğer manyakları fotoğraflarda gördümse de bana denk gelmediler Allahtan.

10 Kasım 2011 Perşembe

Dünya küçük, ben küçük:))

Bayramda bir şey olmadı. Kaleci Volkan mesajla bayramımı kutlayıp 1-0 öne geçti. Ufaklık ise sadece arife günü aradı:( Ama arada PR'a girdiğimde profilime baktığını görüyorum. Nedense bu beni sevindiriyor. O istedi diye (aslında istemedi de ima eder gibi oldu) resimlerimi kaldırdım. Kaldırdığımı görünce kızdı hatta. Bir de profil yazımla çok dalga geçmişti, onu değiştirdim:) Neredeyse onun yazdıklarına cevap haline getirdim. Ama neden bu kadar ağırdan alıyor tanışma kısmını bilmiyorum. Takmış kendisinin sıradan biri olduğuna. Bazen onu izlerken gözlerim doluyor. Çok beğeniyorum onu. Bir şey olmasın varsın ama bir kere göreyim, sarılayım istiyorum. Onun en büyük korkusu görünce beğenmemem ve ilgimin kaybolması. Bu anlamda anlıyorum onu.

Haa bu arada bayramda memlekete gitmiştim. Bir b.k olacağından değil de can sıkıntısından profilimde il kısmını güncelleyip bekledim, gele gele daha önce 2 kere seviştiğim eczacı çocuk geldi:))) Koca ilde başka kimse yok:) Gerçi biri daha çıktı ama bir şey olmadı. Hoş çocuktu. Ama zaten ben de ilçesindeydim merkezinde değil. Daha önce seviştiğim çocuk da neredeyse 18 saat PR'da ve mırcta onlinedır. Fena bi tip değil. Bir gün çok komik bir şey olmuştu. Memleketteyken bi çocukla yazışıp sözleştik evine gittim bir de ne göreyim daha önce geldiğim ev. Meğer onun(ecz.'nın) ev arkadaşıymış. İyi çocuktu ama sonra tayini çıkmış gitmiş. Olsun hoş bi anı olarak kaldı o da. Bazen 30larına kadar kendimi kasıp sonrasında kabak çiçeği gibi açıldığım için yadırgıyorum kendimi. Daha doğrusu insan kendisiyle konuşurken bir şey olmuyor da, başkasına (blogta da olsa) anlattığı andan itibaren kulağa itici geliyor. Oysa yaşadığım tüm bu durumlar insanlık halleri. İnanın çok ilginç hikayeler dinledim ben. Neyse şimdi de ajitasyona geçmeyeyim.

3 Kasım 2011 Perşembe

Şimdi ben aldattım mı?

Güzel bir cinsel uyum yakaldık Kaleci Volkan'la. Dün yine beraber olduk. İçimi kemiren bir şey var ama. O bana sevgili gözüyle bakıyor ben ona buddyfuck sanki:( Bu anlamda cinsel arayışlarım devam ettiğine göre onun duygularıyla oynuyorum. (Gerçi başkasıyla yatmıyorum) Onu bu anlamda aldatmış oldum.

Aslında ahlaklı, düzgün, titiz bir çocuk. Ama hiç bir zaman sosyal ortamda yanıma yakıştıramaz arkadaşlarım. Dün yeni bi şey daha öğrendim: yüzüne bakım maskesi uyguluyormuş. Allaaam ne bakımlı yaa...

Diğer yandan bi çocuk var akşamları cam açıp yazıştığım nası tatlı bişii. İzlemeye doyamıyorum. Ağırdan satıyor kendini ama hayranlığım giderek artıyor. Babyface ve minyon. 1,70 sadece.

1 Kasım 2011 Salı

yaw benim sorunum ne?

arayışım bir türlü bitmiyor:( ne aradığımı da bilmiyorum. ruh ikizimi arıyorum aslında ve belki de hayatımın bir evresinde buldum ama elimden kaçırdım onu da bilmiyorum. şıpsevdi miyim ben? kolay etkileniyorum insanlardan. yani çekici insanların yörüngesine kolay kapılıyorum. sadakatsiz tanımı da dilimden çıkınca içimi acıtıyor.

şu bahsettiğim Kaleci Volkan mesela... tam olarak kafamdaki kalıba uymuyor. yani paylaşabileceğim şeyler o kadar sınırlı ki... gelgelelim güzel sevişiyor. ama incecik ses tonu, aceleci konuşması ile karizması puf sönüveriyor. kimdi bana sen aşık değil hayransın diyen? sanırım haklı o. ha bir de şu var. Volkan bana o kadar iltifat ediyor ve peşimden koşuyor ki sanırım g.tüm kalktı. aşkta kaçan kovalanıyor.

şimdi yeni biri hayatıma girmek üzere. böyle olmak istemiyorum ama ne yazık ki böyleyim. kendimi zevk için kucaktan kucağa gezen duygusuz insanlarla aynı kefeye koyamıyorum. ama mavi boncuk dağıtabilecek kadar doğurgan bir boncuk makinası mıyım?

Allah sonumu hayır etsin.

yeni arkadaşımın peşinden koşan benim. öyle tutkuyla kur yapıp kendime bağlamak için nasıl da çırpınıyorum. bu neyin açlığı? neyin tatminsizliği?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...