30 Eylül 2011 Cuma

Bakın bir eşcinsel Türkiye’de neler yaşar

"...Bunca şeye rağmen eşcinsel olmak, gerçekten bambaşka bir bakış açısı kazandırır size. Ne erkek ne kadın gibi bakarsınız hayata. Kadınların şefkatini, duygusallığını, mantığını, anaçlığını, erkeklerin gücünü, özgürlüğünü alır, farklı bir karışım olursunuz." diye biten bir okur mektubu gelmiş dün Ayşe Arman'a. O da tutup köşesine taşımış. "Bakın bir eşcinsel Türkiye’de neler yaşar" konulu yazıyı okuyunca eşcinsel olanlar kendinden çok şey bulacaktır benim gibi. 

Meraklısına... http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=18855214

26 Eylül 2011 Pazartesi

Sil baştan

Geçmişteki arkadaşlarımla/partnerlerimle bağımı kolay koparamıyorum demiştim hatırlarsanız. İlginç bir gelişme oldu. Daha önce aşık olduğum ama görüşemediğim kişi bir mail atmış. Hemen cevap yazdım ve tekrar iletişim kurabildik. Önce feyslerimize bakıp geçen zamanda nelşer yapmışız ona baktık(farkında olmadan) sonra msne ekleyip hemen cam açtık.

Eski depresif halinden eser yoktu. İkimiz de birbirimizi çok özlemiştik. Onun böyle neşeli ve huzurlu görünmesi çok güzel. Kendine güveni gelmiş. Çekimser halleri kalmamış. Umarım daha da iyi olur. Bakalım görüşebilme fırsatımız olacak mı bu kez.

Hiç şaşırmadım nedense

Ah bunu atlamışım ben:))

Elif Şafak'ın kitabının kapağı aşırma

Elif Şafak'ın kitabının kapağı aşırma
Son yıllarda kitapları çok satan liberal yazarlardan Elif Şafak'ın son kitabı olan İskender'in kapağı aşırma çıktı
Tarih: 03 Ağustos 2011, 16:58

Son yıllarda kitapları çok satan liberal yazarlardan, Radikal Gazetesi'nin Gülen Cemaati'ne yakın genel yayın yönetmeni Eyüp Can'ın eşi olan Elif Şafak’ın son kitabı olan İskender’in kapağı aşırma çıktı.

Akşam yazarı Oray Eğin bugünkü yazısında Elif Şafak'ın kitap kapağını eleştirdi. Eğin Elif Şafak'ın İskender kitabının kapağının "Genius Within: The Inner Life of Gleen Gould" belgeselinin afişine ne kadar benzediğini anlattı.

Eğin bugünkü yazısının "Radikal bunu yazamaz" başlıklı bölümünde şunları yazdı:

Elif Şafak'ın kapağında erkek kılığına girdiği "İskender" kitabı çıktı. Herkesin içinde neler gizliymiş meğerse.

Giderek, Şafak'ın kitaplarıyla Serdar Ortaç'ın şarkıları benzeşiyor sanki: Her yaza bir ürün. Tutsa da tutmasa da... Konumuz kitap değil, kapağı... Fazlasıyla "aşırma" gibi duran o kapak. Bu İnternet çağında "hırsızlık" gizli kalır mı zannediyor acaba kapağı yapanlar?

"İskender" kapağının, Elif Şafak'ın üzerindeki takım elbiseden seçilen renklere kadar "arak" olduğu hemen ortaya çıktı.

Klasik müzik dehasını anlatan "Genius Within: The Inner Life of Gleen Gould" belgeselinin afişine kadar benziyor değil mi?

Kitabın kapağını "Alametifarika" ajansından Uğurcan Ataoğlu yapmış. Gerçi belki "çalmış" demek daha doğru olur. Alametifarikası bu olsa gerek!..

21 Eylül 2011 Çarşamba

Operadaki Doktor(!)

3 doktor oldu hayatımda. Biri çok güzel sevişti benimle. Ön sevişmenin hakkını vere vere.

Yatağa atmak için az dil dökmedi. İnsan karşısındaki doktor olunca daha da güveniyor. Daha hijyeniktir ve seçicidir herhalde diyorsun önceki partnerleriyle sevişirken. Oysa bu doktor artık hangi porno filmde gördüyse üstümdeyken nefessiz kalıncaya kadar öpüştükten sonra ağzıma tükürüyordu. Oldukça garipsemiştim. Ama değişikti ve yeni bir deneyimdi benim için.

Göğüs uçlarımla da sevişmemiz boyunca öyle oynamış, emmiş, yalamıştı ki uzak durması için yalvarmak zorunda kalmıştım. Ama mermer bir adonis kadar pürüzsüz ince bedeni beni mest etmişti. Sevişmemizin duşta sona ermesi en güzel yanıydı. Bana tertemiz bir havlu vermesi ise bonus:) Ayrıldığımda merdivenlerden inemeyecek kadar güçsüz kalmıştım. Göğüslerim ise sızlıyordu. Ne hikmetse sonraki buluşma önerilerime çok da sıcak bakmayıp bahaneler öne sürdü.

20 Eylül 2011 Salı

Pornoval

Porno film seyretmeyi seviyorum. Sevmiyorum diyen bir arkadaşım vardı. Gözlerine dikkatle baktım ama anlayamadım. Doğru mu söylüyor adam mı kekliyor diye. Anlayamadım. Bir erkek nasıl sevmez ki porno? Yani bu üreme içgüdüsü olan erkeğin yine içgüdüsel bir zevki bence. Heyecanlandırıyor beni. Sevmeyen varsa bana samimiyetle yorum yazabilir mi  neden sevmediğini lütfen.

Ben porno film fetişisti miyim peki? Sanmam. Çünkü dönem dönem geçiyor. Daha çok dudak tiryakiliği benimki:)

Pornoda seçiciyim kendime göre. Herşeyden önce samimiyet arıyor insan. Yani rol yapanlar, kameraya bakanlar pek inandırıcı olmuyor.

Porno bir anlamda da sübop benim için. Gazımı alıyor:)) Hormon baskımı dizginliyor.

19 Eylül 2011 Pazartesi

PENİS BAYRAMI

10 gün yokum demiştim ya, yurtdışındaydım yine. Yorucu bir programdı ama bitince insan unutuyor yorgunlukları yaa. Geriye tatlı anılar kalıyor.
Grupta yakışıklı 2 çocuk vardı. Biri sporcuymuş. Tek başına idi, böyle olunca dibinden ayrılmadım tabii:) Allahım o ne gözler, ne kirpikler... Hele dudaklar. Diğeri de çok cool takıldı, kulağında kocaman kulaklıklar müzik dinledi hep. Hoş olan poposu ve dövmeleriydi. Sürekli ince eşofmanlar giydi:)
Diğer bir güzellik de tuvaletlerde pisuvarlar arasında paravan olmayışıydı. Freeformat yani:)) Her renk ve her boydan penis yanımda sallandı durdu. İster istemez  gözü kayıyor insanın:) Gelgelelim naapiim kalkmamış penisi:)) Onun yerine renkli gözlere bakmayı tercih ederim ki ne gözler var.
Bir de kaldığımız otelin havuzunda doğu bloku ülkelerinden birinden biri vardı. Nasıl iştir bi gram kıl yok ademlerde.
Aaaa bak Will Simith'e benzeyen zenci kasiyer çocuktan bahsetmeyi unuttum. Dudakları böyle somon renki gül goncası gibi açılmıştı yüzünde. Onlar tarafından öpülmeyi nasıl da isterdim.:(
Tatile yalnız gitmediğimden herşey bu kaçamak bakışlar aşamasında kaldı tabii... Böyle...

15 Eylül 2011 Perşembe

Kazulet'in eski kırıkları

Eski kırıklarım peşimi bırakmıyor. (Bu kırık sözü umarım kırıcı bir tanım değildir. Bilirsiniz, kolayına kaçtığım için kullanıyorum. Yoksa hepsinin izi kaldı bende ve vaktinde uzun soluklu yoğun ilişki yaşadım herbiriyle)

Şarkıcı aradı dün. İşte misin, yoğun musun demesiyle hayır deyip konuşa konuşa kapandım toplantı odasına. Mesaj atayım demiş, telefonu eline alınca sesini duyayım daha iyi demiş. İyi de etmiş aslında. Çok mikrofonik bir sesi olduğu için onunla telefonda konuşmaya hep bayılmışımdır. Zaten aynı zamanda eski tiyatrocu ne de olsa. Çok ateşli, 6 aylık bir aşk yaşamış sonrasında beni bunalttığı için arayı soğutmuştum. O sıralar işsiz ve yalnız olduğu için bunalımda olduğundan üstüme çok düştüğünü kendisi de itiraf etti sonradan. Yeterince ilgi göstermediğimden yakınıyordu. Oysa en baştan daha fazlasını veremeyeceğimi ona söylemiştim. Ama beraberliğimiz süresince çok romantik ve duyguyoğun anlar yaşadık. Karşılıklı ağladığımız günler olmuştu mutluluktan. Geçen aylarda yalnızdım evime uğradı seviştik yine. Beni acaip özlemiş. Ama ona karşı heyecanıı kaybettiğimi farkettim. Üstelik eskisine göre hayli kilo almıştı. Neyse, yine de hayatımda olmaya devam edecek. Dün ona hayallerinin peşinden gidip başarılı olduğu için hayran olduğumu belirttim. Aslında profesyonel olarak çalıştığı beyaz yakalı bir işi var ama şarkıcılığı da yürütebiliyor. Ben bu aralar kitap okumak dışında bir şey üretemez oldum. Ha bir de fotoğrafçılık var biraz. Ama elim kaleme küstü.

Erkek Geyşa ise bir gece gördüğü ve çok etkisinde kaldığı öldüğüne dair rüya nedeniyle gaylife kapısını kapattığını söyledi. Saygı duydum. (Ama geçmişte de böylesi bir karar almış ama becerememiş, bana itiraf etmek zorunda kalmıştı) Canım! Nasıl da korkmuştu ertesi gün anlattığında. Bilirsiniz insan bazen böyle kendini derinden etkileyen olaylar sonrasında büyük kararlar alabiliryor. Bakalım nereye kadar kendine verdiği sözü tutabilecek. Sonuçta bir biseksüelin kesin bir perde çekmesi hiç kolay değil hayatına. Tecrübeyle sabittir.

Dün söz ettiğim yeni flörtüm ise bir barmen. Ani ve yoğun bir çekim içindeyiz. Ama dün akşam msn'e giremediğim için görüşemedik. Bakalım nereye gidecek. Gelişmeleri anlatırım.

Robot değiliz adlı yazımda belirttiğim mühendis çocuktan ses seda yok. Msn'de de karşılaşmıyoruz. Geçen ay aradığımda tatildeyim İstanbul'da değilim demişti ama ses seda çıkmadı.

Evvelki akşam eski iş arkadaşımı aradım. Yarım saat sonra geri döndü. Denizden çıktım dedi. İstifa edip boşa ayrıldıktan sonra bir Trakya köyüne yerleştiğini duymuştum. Aslını sorayım der demez beni haftasonuna yanına davet etti. Çok heyecan duydum bu davetten. Olabilir filan diye geveledim. Çok neşeli ve genç geliyordu sesi. Kıskandım tabii. Eşi geçindiriyor şu an. Çocukları ise üniversitede. Nasıl para yetirdiklerini merak etsem de yaptığı büyük cesaret. Dün arayp davetini kabul ettiğimi söyledim. Tek yatak var ama diye uyardı. Aklımdan türlü muzırlık geçse de ayıp imalarda bulunmadım. Sorun değil dedim sadece:) Sonuçta normal arkadaşım. (Haa yıllar önce öğle araları yürüyüşe çıkardık yemek sonrası, terlerdi. Hafif topluca idi. Sırtına kağıt havlu koydururdu bana. Sırtı kıl kaplı olduğu için aramızda bir şey gelişmesi de imkasızlaştı böylece:D) Planlar yaptık filan, mutlu bir şekilde kapadık. 4-5 saat sonra arayıp af dileyerek iptal etti. Ev tadilattaymış İstanbul'dan ustalar gelecekmiş. Sağlık olsun dedim. Zaten aynı yatakta bir erkekle oynaşmadan yatma düşüncesi de korkutmuştu beni. İyi oldu :D Ne dersiniz? Ehe ehe...

14 Eylül 2011 Çarşamba

BALAMOZ AMCADAN SEVGİLERLE...

Heeyy millet ben geldim. Bana ne mi dediniz? Tabii size giren çıkan yok haklısınız. Hoş! Bana da yok:)) Sanal olarak bişii girip çıkamıyo:P Sevgilim zaten yok. Yani flört halinde olduğum biri var ama pozisyonum gereği sevgililiği yürütmek zor. Ona da yazık bana da.

Benle beraber azgınlıklarım da geldi. Bu azgınlığımı dizginleyemezsem başıma bela açacak bi gün farkındayım. Zaten yaş ilerledi, teneşir paklar kıvamına da geldim. Sanal alemde biri bana BALAMOZ demişti de bozulmuştum. Gelgelelim ben olgunlaştıkça (bu kelimeye bayılıyorum) bana talep arttı. Gerçi taliplerim genelde genç olmaya başladı. İşin ilginci ben de giderek kendimden küçüklere bakar oldum. Belki de çirkinleşen bedenime rağmen beğenilme güdüsü beni motive ediyor. Ancak bu doyumsuzluk nereden kaynaklanıyor onu çözemedim. Bir alışkanlık mı? Bilmiyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...