29 Temmuz 2011 Cuma

Erkekgeyşa beni (diliyle) yıkadı!

Erkekgeyşa'nın beni özlediğini biliyorum. Gün içi mesajlaşmalarımızda kaç gündür sevişme göndermeli cümleler vardı. Ben de onu özlemiyor değildim yani. Dün akşam alışveriş için gideceğim yeri söyleyip oraya gelmesini söyledim. Hemen atladı tabii. Gelgelelim kendini çok pis hissediyordu ne yaptıysam hemen gelmeye ikna edemedim. Eve uğrayıp duş almış, üstünü değişmiş, her zamanki parfümünü sıkmıştı. Erkekgeyşam genelde fazlaca parfüm sıkar. Tombiş olduğu için ter kokacağını sanarak gereksiz kompleks yapmış işte. Ben de kızarım. Artık kendi kokusunu da kanıksamış işin kötüsü. E zamanla ben de kanıksadım sanırım. Erkekgeyşanın dişlerine bayılırım düzgün ve bembeyazlar. Bir de melodik konuşması bana romantik gelir.

Neyse... Beni aldı ve eve geçtik. Dağınıklık için kusura bakmamasını söyleyerek onu salona oturttum. Karşısına da Beyonce klibi açtım. Duşa gireyim dedim. Amma daha suyu ılıştırmadan benimki banyoda bitti. Komple şeffaf cam olduğu için duşakabin, sonuna kadar seyretti ve bornozumla sarmaladı. Masum bir öpücük beklerken ateşli bir öpücük yağmuru başladı ve uyuyan devi uyandırdı. Güzel olansa aynı filmlerdeki gibi yere düşen bornozumdu. Boynum ve göğüslerimi yalamaya başladı. Ben de onu soydum.

Derken salona geçtik. Hava kararmaya başlamıştı. Televizyonun değişken renkli aydınlığı yüzümüze ve vücudumuza acaip resimler çiziyordu. Bir süre birbirimizi yaladık. Aynı zamanda terlemiştik de. Teni kusursuz bir erkeksi koku yayıyordu. Elimi dolduran göğüslerine vurdum. İnlemelerimiz birbirine karıştı. Bu kez bir şeylerin eşiğindeyken içeriden krem getirmemi söyledi. Döndüğümde hiç bir şey eskisi gibi olamadı. Uzunca bir süre sevişmeye devam etsek de artık bir sonucu olmayacağının farkındaydık. Saatine baktı. Gitmem lazım dedi. Haklıydı alınacak, üzülecek bir şey yoktu. Olmazsa olmaz. Ona sarılmak, hissetmek de güzeldi. Yeni sözlenmişti ama beni daha çok özlediğini farkındaydım, o da benim sevgilimden çok onu özlediğimi tabii. Son öpücüğü kondurup uğurladım.

28 Temmuz 2011 Perşembe

Çirkinkral'ın asası(!)

Asansör, çatı katına çıkmıyor. Bir kat daha çıkıyorum. Bir arkadaşının şehirden ayrılacağı için evini boşaltacağını, o evi çok beğendiğini ve kendisinin kiralayacağını söylemişti. Demek tutmuş. "Sana yakınlaştım artık gelsene" diye çağırdığında, muhteşem sevişmemizi hatırlayıp tereddütsüz cevaplamıştım.  

Elinde telefonla beni karşılıyor. Yine kafasını kazıtmış. Slim fit ve uzun boy, öperken elmacık kemiklerini hissediyorum. Çirkin ama kesinlikle seksi. Üstünde derin v yaka bir tişört altında bol cepli bir bermuda. Sigara ve şarap kokusu karışımı, erkeksi kokuları ile birleşip maço bir tokat gibi popoma vuruyor.

İçerisi oldukça sıcak. Eğimli çatılar arasında dizaltı hizasında bir led TVde klipler dönüyor. Telefonuna devam ettiğinden WCyi soruyorum işaret ediyor. Siyah nevresimli yatak odasına açılan wc oldukça küçük. Ortalık yeteri kadar toplu ama özensizlik hakim. Bir duş alıp çıktığımda havluyu gösterirken beni süzüyor ve hızla gelip dudaklarıma yapışıyor. Ne vakit soyunduğunu hatırlamıyorum ama uısta vampir LESTAT gibi boynuma yöneldiği an ne kadar özlediğimi farkediyorum. Fransız kalçasına sahip teninde gezinen parmaklarım, TÜRK bir şeyler buluyor. "Çerkezlerin büyük olur" diye açıklamıştı geçen sefer. Oldukça biçimli ve iri organını hissetmek güven veriyor.

Bir anda yatağa ittiriliyorum. Ondan sonrası itirazlarım ve onun yatıştırmacı fısıltılarıyla geçiyor. Arada da yan komşular konusunda uyarılıyorum. Yarım saati aşkın güreş müsabakası "boşalamayacağım galiba" diyen terli partnerimin duşa gitmesiyle kesiliyor. Sonra tekrar yanıma uzanıp sevecen bakışlarıyla beni inceliyor. Göğüs uçlarıma uzanan dudakları, göbeğime göllenen spermlerimle buluşuyor. En gösterişli havai fişek gösterisiymişçesine mimiklerimi izliyor. İstemsiz kasılmalar, iç çekişler, arasında güçsüz kalıyor ve beni rahat bırakması için yalvarıyorum. Dişlenen göğüslerim ise orgazmımın limitini sonsuza alırken onun da boşaldığını, şelalesinden spermler döküldüğünü görüyorum.

Duşa girip çıkıyoruz. Göz temasımız bitmeden giyinirken, onun ütü yapışını, buzlu suyu çıkarışını, ortalığı toplayışını izliyorum. Sürekli özür diliyor ve beraber çıkmamız için geciktirdiğine hayıflanıyor. Bu gece kızarkadaşımda kalabilirim deyip yırtık olmayan bir kotu sırt çantasına sokuşturuyor. Beraberce çıkıp ayrı yönlere yöneliyoruz. Yine gel diyor, hep gel...

26 Temmuz 2011 Salı

Güle güle küçükpipi!

Bugün sabahtan işim vardı, bir geldim ki "Küçükpipi" gidiyormuş dediler. Nescafemden bir yudum aldım ve onun veda yemeği için çıktım. Önce küçük pipiden bahsedeyim size. Küçükpipi, 1,80boyunda, dar kalçalı, hafif göbekli, esmer (hatta çikolata tenli) parlak ve ağzında yağlı börek varmış gibi kolej ağzıyla konuşan bi piç. Ama piç dediysem fırlama da diil. Severdim. Bi gün pisuvarda kabak çiçeği gibi açtığında pipisini görene kadar bende hoş bir kokusu vardı. Koku derken, sabah yanından geçerken sırtına dokunup günaydın demek, mahalledeki hanımelini koklamak gibidir ya hani, onun için kaldırım bile değiştirirsiniz, işte öyle!

Neyse İstinyepark Mezzaluna diye tutturdu patronun kızı. Daha İstinyepark'ın güvenliğinden geçerken ve ben ekrana hülyalı hülyalı bakan güvenlikçiyi süzerken hoop diğer kızkardeşi bitti yanımızda. Ne yalan söyleyeyim birlike çalıştığımız kızdan güzel ve insanda yatma isteği doğuruyor. Hele ki emecek gibi duran dudakları... Haa bunların erkek kardeşi var o hepsinden tatlı:))) Bi kere veresim var, o derece yani.

Neyse şöyle bir ortamdaki çocukları kesip yer seçerken, bir çocuğun da bizim kızları kestiğini gördüm. Çocuğu bir an için seviştiğim bir çocuğa benzettiysem de o olmadığına kanaat getirdim. Karşıma da bizim çocuklardan kilolu olanı düştü. Ben diğer sarışın çömezin düşmesini isterdim doğrusu. Napalım. Naneli limonata ve battuta di pollo'mu söyleyip, diğer masaları kesmeye devam ettim. Az sonra limonatamın çubuğuna sarılmış karşımdakinin gözüne baka baka kamışımı emmeye başladım.

Derken patron kızının (güzel olanın) kocası girdi mekana. Amanin ne kazma yaw. Armıdın iyisini ayular yiyor gerçekten. (Depresifçiğim sen alınma) Tamam benden fit ve genç ama benim küçük pipiden çirkin. Bunlar öpüştükten sonra masamıza oturdu çocuk. Biz kalkıyorduk, o da arkadaşlarıyla buluşacakmış. Neyse bi ara güzel kız hesap ödedi. Dedim ki ne iş, bireysel hesap istedi, kalkacak herhalde. Öyle kayıtsız izliyorum. Aaa, meğer masayı ödemiş kız. Ve meğer çirkince olan ablanın doğumgünüymüş. Neyse, teşekkür ettik ezik ezik d.şşaklı kıza.

Dönüşte servisiyle plazamıza gelmek için dışarı çıktık ki Dubai havası yaladı her yerimizi. Hatta o ara giriş yapmakta olan Arabın ıslak dili koltuk altımı yalamış gibi geldi. O derece yani.

İşyerine geldiğimizde hemen çirkince kızımıza jest olarak onun geçende toplatıda cansıkıntısından yaptığım palyaço eskizlerinden bir mizansen hazırlayıp götürdüm. Resmi evraklar arasından kazara düşürmüş gibi masasına koydum, ne sevindi ne sevindi. İki yanağımdan öptü. Ben bu işi kıvıracağım galiba yaw, yükselme ihtimalim var:)

Akşam üzerine doğru çirkince olan kız kocasının yaptığı çikolata parçacıklı ve romlu tiramisusunu yemek için toplantı odasına davet edince birden güzel göründü gözüme. Romlu konyaklı veya bacardili kadar başarılı olmasa da ekstra maskarpone peyniri için tebrik ettim abimizi. Çakma labne filan değildi.

Böyle işte! Umarım küçükpipi yerine bi kocas.k gelir. Mühendisim aradı sahi geçen gün, kahveye çağırdı ama gidemedim. Aaa bak şimdi aklıma tekt.şaklı çocuk geldi. Ne sevişirdik yaw. Tüh! telefonunu kaybetmeseydim keşke...

25 Temmuz 2011 Pazartesi

tek ben değilmişim(!)

Bu lafı 3 değişik şekilde açayım:
1) ELİF ŞAFAK AÇILIMI: Elif Şafak'ın kapak resmini tartışan tek ben değilmişim. Buyrun Cüneyt Özdemir'in Cuma günkü köşe yazısı:
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&Date=22.07.2011&ArticleID=1057193
................
2) BEYAZ ŞAFAK AÇILIMI: Tek ben değilmişim dün geceyi uykusuz geçiren. WebCam'li sohbet sitesinde dünyanın bi ucunda tek kollu adsız/kılsız(!) kahraman. Şeytan dürter, gece örter:)
................
3)İNTERNET AÇILIMI: İnternetin yaygınlaşması bi anlamda iyi. Artık içinde gay eğilimleri barındıranlar eskisi gibi "tek ben değilmişim" cümlesini daha erken yaşlarda kurabiliyor. Böylece ilk gençlik dönemlerinin kocaman soru işaretleriyle dolu zor yıllarını aşan birey, hayata daha kolay uyum sağlıyor. Kendini tanımak, kendini tanımlamak, kendi ayakları üstünde sapasağlam durmak için iyi. Ama kötü yanı yok mu var tabii... Müptezel bir hayatın girdabına da düşebilir. Ne dersiniz?

22 Temmuz 2011 Cuma

Go to Hell Elif Şafak!

Yaa ön yargılı değildim herkes gibi Elif Şafak'a karşı. Hatta meraktan gidip Siyah Süt'ünü alıp okumuş, erkeklerin bu kitabı okumaması gerekenlere, Türk düşmanlığı ve Fettullahçı olduğu gibi tevatürlerle ondan uzak durmam gerekenlere karşı bile kahramanca onu savunmuştum. Hatta Barbi pembesi AŞK kitabını utanmadan yanımda bile gezdirmiştim erkek halimle. Ama buraya kadarmış.

Elif Şafak'ın (yayıncılarına göre bir proje) bizlere göre pazarlama balonu olduğunu son kitabının kapağından anlıyoruz. Çok popülist bir yaklaşım. Yazarın kitap kapağına erkek kılığında çıkması anca Ayşe ARMAN'ın ilgisini çeker. Gerçek edebiyat dostunu kaybettin üzgünüm Elif:((( Bye bye Elif, geldiğin yere git!

Selim İleri lezbiyen bir primadonnanın hazin öyküsünü kaleme alınca gidip kadın kılığında resim çektirmedi. Ya da Perihan Maden gidip de takma bıyık takmadı Ali ile Ramazan için. Anlamlı bir nesne koyaydın hiç olmazsa sembolik olarak. Hani şu meşhur fıkradaki sünnetçinin vitrinine kocaman bir çalar saat koyduğu gibi:P

(Haa amacın töre cinayetlerine dikkati çekmekse sen de çoğu ünlümüz gibi sorumlu bi vatandaş olarak (!)gider çıplak resim çektiridin:PP)

Evet yorumları alıymm, pamuk eller tuşlara!

21 Temmuz 2011 Perşembe

Suada battı!

Dün gece Suada'dayı batırdık Ayhan Sicimoğlu ile. Operadaki Kazulet, sizler için gezdi, gördü:P

Hani ne zamandır isterdik arkadaşlarla gidelim, kopalım diye. Daha önce bir kez düğün için gitmiştim Suada'ya. Ama o zaman üstünde bu denli tesis yoktu üstünde. Bi güzelleşmiş, bi şenlenmiş... Abow apayrı bi dünya! E Ayhan Sicimoğlu ve Latin All Stars'ın da orada canlı performansı olacağını da duyunca bastık gittik.

Daha Kuruçeşme Divan'ın önüne parkederken radarlar çalışmaya başladı benim. İskelede kuyruk bekleyen çok sayıda yakışıklı vardı. Karşıya geçtik. Her yandan ayrı bi müzik... Islak tenlere teğet geçerek 360'ı bulduk. Erkeklerin pek çoğu ya gay ya bi idi. Haa garsonlar da fena diildi bu arada:)))

Arkadaş, GS sosyal klüp üyesi olduğundan 1 hafta önceden en güzel yeri rezerve ettirmiş. Hem havuzdakileri kesiyorum hem restauranttakileri. Menü çok da kazık diil ama havuz fiyatını duyunca dudağım uçukladı. Efendim, 2X2 ebadındaki havuz locaları için minimum 450 TL'Lik sipariş vermek gerekiyormuş. Kiralayanlara bakınca 20-30 yaş aralığında çocukları görüyorum. Tam dolce vita yani. Dahası haftasonları o locaları 18lik Rus hatunlar ve (muhtemelen) pazarlamacısı kiralıyormuş. Bayaa bi yabancı da var zaten adada.

Efenim, koşturarak geldik ki programı kaçırmayalım. Gelgelelim Ayhan beyimiz 8'de teşrif etti. Saçlar arkada bağlı ve boyanmış. Yine de 60 demeşsin, taşş! Gerçi tipim diil o ayrı. "sen neymişsin be abi!" şarkısının onun için yapıldığını bilen bilir. Çok enterasan bi hayatı var. Umarım bi gün kitaplaştırır. İZ TV'de filan da prog. yapıyor. Nasıl yetişiyor anlamadım. Zaten  geçen hafta Kenya'da imiş. Yalnız, adam harika bi orkestra kurmuş. Bateristi bayan. Gırtlak oyunları ile Kübalı trompeçi coşturuyor.

Neyse, hava karardı ve köprünün ışıkları muhteşem gösterisini sürdürürken ritm de damarlarımıza iyice işledi.  Haa bu arada 360'ın sahibi 100 yıllık muhteşem zeytin ağaçları ve palmiyeler getirmiş denizden ve ortama ayrı bi hava katmış. Bu küçük cennetin havasına iyice girince yakışıklılar da nazarımda sıralamaya girdi. Şöyle ki; 1.liği partnerini fırıldak gibi döndüren beyaz gömlekli kirli sakala verdim. Ama 2. kesinlikle güneş gözlüğünü kafasına takan gamzeli esmerindi. Bi ara ben pistte dans ederken gözgöze geldik ve kadehini kaldırıp gülümsedi. Resmen dibim düştü tabii ve bu herif benim gibi bi kazulete bakmıyodur herhalde deyip arkama bakma ihtiyacı duydum.
İşte sonra Ayhan, bu adayı batıralım, arkeologlar dans eden insan kemikleri bulup bizi keşfetsinler deyince daha da havaya girdim sanırım çünkü gömleğim sırılsıklam olmuş göğüs uçlarım görünüyordu. Haa bu arada hiç ünlü görmedim. Millet salsa, çaça, rumba dersleri almış şova gelmiş, ünlüyü ne yapacaksın? Gecenin ilerleyen vakitlerinde müzik de bitince kolonlardan gelen müzik eşliğinde iskeleye yöneldik. Az önce yandan gördüğümüz köprü ışıkları içinden evimize döndük. Eee insanoğlu kuş misali:) Ama her kuşun da eti yenmez!

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Kemankaş

Daha 19 yaşında. Ama garip bir şekilde bana bağlandığını hissediyorum. Yani bunu çok açık itiraf etmiyor tabii. Sadece msne girer girmez heeyy! diyor. Çok dışadönük değil ama beni özlüyor. Akşamları hemen "cam açsana" deyip beni seyrediyor. Uzun kirpikli gözler ve kalın biçimli kaşlar ve melankolik bakışlar. Ama çok da duygusal gibi görünmüyor.

Genelde cam karşısında çıplak oturuyor. Garip bir gülüşü, koyu renk göğüs uçları, arada dudaklarını yalaması tahrik ediyor. Yazışmamız nedense garip bir şekilde havada kalıyor. Sanırım çok konuşkan olmamasından kaynaklanıyor. Ve her seferinde benim gibi bi kazulete siktiri çektiğini düşünüyorum. Ama ertesi akşam yine bakıyorum aynı yerden devam ediyoruz.

Evet bir defasında karşılıklı mastürbasyon yaptığımızı da itiraf etmeliyim sanırım. Vücudunu sergilemekten utanmaması artı puan. Ha bir  de sanırım yalan söylememesi... Yani en azından ben öyle hissediyorum. Dur bakalım ne olacak sonumuz. Beni çok çok heyecanlandırmıyor. Yani eksik olan bir şey var henüz. Çözeceğim elbet!

19 Temmuz 2011 Salı

Erkek geyşa

Dün erkek geyşa aradı. Ex aşkım olur kendileri. Çok garip bir şekilde kopamıyoruz birbirimizden. Ondan sonra da hayatıma birileri girdi ama o hala arar-sorar beni. Maceralarımı da dinler ve işin en ilginci de hala aramızda bir şey varmışçasına kıskanır. Böyle değişik bir boyutta sürüyor ilişkimiz.

Yay burcudur mühendis. Oldukça rasyonel yaklaşır olaylara. İşi zora koşmaz. Yalnız duygularını çok belli etmez. Klasik bir tiptir. İlginç bir tipi var. Kardeşine hiç benzemez mesela. Çok temizdir, bakımlıdır.

Önce yer yokluğundan köpeğini gezdirmeye çıktığı parkta öpüşür koklaşırdık. Sonra eve attım seviştik bir güzel. Seviştiğimiz dönemde oldukça tombuldu. Ve bakirdi. Gündüzdü ve evim ayna dolu olduğundan soyunduğumuzda aynanın karşısında öpüşürken kendine bakamıyordu:) Onu kızdırmak hep hoşuma gider. Tabii onun da beni kızdırmak... Neyse önce masumane öpüşüyorduk ki, mühendis tam bir geyşa çıktı. İlginç ama bana zevk vermek 1. önceliği. Yani kendisi boşalmasa beni çıldırtsa ona yine yeter.

Görüşmediğimiz 2 yıl içinde spora gitti geyşa. Bana hep söyleyip dururdu da inanmazdım. Geçenlerde açıkça sevişmek istediğini söyledi. Birlikte konsere gitmiştik, çıkışta evime bıraktı ve olan oldu. Bizim geyşa tam bir taşşş olmuş. O gevşek vücut gitmiş. Tekrar aşık oldum çocuğa. Kokusunu da çok özlemişim, okşaya okşaya bi hal oldum. Hele o sakal ve bıyığı... Her yanımı gıdıkladı , bir erkekle seviştiğimi hissettirdi. Bakalım tekrar ne zaman sevişebileceğiz.

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Robot değiliz!

Başlığa sonra karar vereceğim. Konuya da karar vermiş değilim gerçi... Belki size biraz ondan bahsederim.
Onunla çoktandır görüşmüyoruz. Oysa yatacağımızı çok iyi biliyorum. Sanal sohbetimiz sonrası ortak yönlerimizi keşfettikçe birbirimizi merak etmiştik. Buluşma kaçınılmazdı. Ten uyumu öndemlidir bilirsiniz.

Buluştuğumuzda ona çamaşır makinası fiyatları araştırdık önce. Bu nedenle şu senetle taksit yapan bir mağazanın önünü seçmesi komik ama zaruri idi. 40 yıldır tanışırmışız gibi sarıldık. Bana çarpan sigara kokusu ve sararmış dişleri bir kenara koyarsak fotoğraflarındaki kadar yakışıklı. Sıcak ve dobra biri.

Yanyana yürürken bakamıyorum vücuduna. Bir ara kalabalık nedeniyle önüme düşüyor. Hımm... Dar kalçalı. Sevdiğim gibi. Ama göğsü fazla gelişmemiş ve spor yapmadığı belli, kaslar tam oturmamış. Göbek yok. Oldukça zayıf. Rahat biri. Resimlerdeki küpesini takmamış. Yeni çıkarmış, bir sebebi yokmuş. Ne yalan söyleyeyim yakışıyor.

Nihayet araştırma işi sonlanıyor. Tuvalete gitmek istiyor. Ben de gidiyorum onunla. İçeride birkaç kişi var. Elindeki laptop çantasını tutuyorum. Onu işerken görüyorum. Tahrik oluyorum. Hiç ses çıkarmıyoruz. Kalktı diyorum usulca. Lavaboya yönelirken eliyle önümü kavrıyor. O da tahrik oluyor.

Tchibo'ya oturuyoruz. Herşeyi anlatıyor. Gözlerinin içine bakıyorum rahat rahat. Karşılıklı itiraflar ve iltifatlar filan... Daha da ısınıyoruz. Havadan sudan filan... Annesinin evlendirme planlarını anlatıyor. Aklına yatmaya başlıyor evlilik fikri. Ama erkeklerden vazgeçmesi zor. Bunu ikimiiz de biliyoruz. Kalkma vakti geliyor. Tekrar gidelim diyor. Bu kez onunki kalkıyor. Gözleriyle kapalı tuvaletleri gösteriyor. Yok! diyorum korkarak, delirdin mi? Oysa bir kere denemişliğim var:) O zaman öpüyor dudaklarımı ihtirasla. İkimiz de arzuluyuz.

Ama evinde misafirleri var. Gidecekler yakında. O zaman birbirimizin olacağız. Seviyorum onu. Samimi. İstekli. İstekli olmak çok önemli sevişmede. Robot değiliz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...